71. “Bu arada, İbrahim'in ayakta duran karısı gülünce, "O'na İshak'ı ardından Yakub'u müjdeleriz" dediler.” İbrahim (a.s) in karısı bu arada o da merak içinde ayakta beklemektedir. İbrahim (a.s) in yaşı epey ilerlemiş, 90,100 e yaklaşmış, karısı Sâre annemiz de 70-80 yaşlarında, o da ihtiyarlamış bir durumda. Gelen misafirlerden İbrahim (a.s) tedirgin, Sâre annemiz merak içinde ve melekler diyorlar ki biz Lût kavmini helâk etmek üzere Rabbimiz tarafından görevlendirilmiş elçileriz. Bu sözü duyan İbrahim (a.s) rahatlamış, karısı da kapının eşiğinde ayakta bekliyor. Annemiz gülümsedi. Misafirlerin zararlı olmadıklarına sevinip gülümsedi. O arada melekler İbrahim (a.s) ve hanımına hemen İshak’ı ve ardından da Yakub (a.s)’ı müjdeliyorlar. Başka sûrelerde anlatıldığına göre İbrahim (a.s)’a çok bilgin bir oğul müjdelediler. Yâni Allah bilgisine lâyık görülecek, vahiyle şe-reflendirilecek, ileride peygamber olacak bir oğul müjdelediler Ona. Bu âlim oğul İshak (a.s)’dı, Sâffât sûresinde de Ona halîm bir oğul müjdesi veriliyordu ki bu da İsmail (a.s)’dı. Yine bakın burada İshak (a.s) vasıtasıyla kendisine Yakub (a.s) gibi şerefli bir torun peygamber müjdesi de veriliyordu. Tabii İshak (a.s) ın müjdesinin verildiği bu dönemde az evvel ifade ettiğim gibi İbrahim (a.s) yüz yaşını aşkın ihtiyar bir çağda bulunuyordu. Karısı da o yaşlarda çocuktan kesilmiş bir durumu yaşıyordu. Melekler böyle bir durumdaki yaşlı bir ana-babaya bir evlât ve torun müjdeliyorlardı.