93. “Ey Milletim! Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu ben de yapacağım. Kime rezil edici bir azabın geleceğini, kimin yalancı olduğunu bileceksiniz. Gözleyin, doğrusu ben de sizinle beraber gözlüyorum.” Öyleyse ey kavmim! Buyurun konumunuzun gereğini yapın! Haydi bulunduğunuz makam ve mekânda gücünüz neye yetiyorsa yapın! Öldürecek misiniz? Recm edecek misiniz? Asacak, kesecek, susturacak mısınız? Haydi elinizden geleni geri bırakmayın. Ben de yapacağımı yapacağım diye onlara hücuma geçer Allah’ın elçisi. Artık aradan yıllar geçmiş, savaşın sonuna gelinmiş, son raunda ulaşılmış. Allah desteğindeki Şuayb (a.s) Allah’tan aldığı izzet ve şerefle onlara meydan okuyordu. Haydi buyurun ne yapacaksanız yapın, ben de yapacağımı yapıyorum diyordu. Çünkü Allah elçisinin Rabbine güveni tamdır. Allah’ın onları helâk edeceğine itimadı, tevekkülü tamdır. Onlar kendisini tehdit edince O da onları tehdit etti. Çok yakında rezil rüsva eden azabın kime geldiğini? Kimin galip, kimin mağlup olduğunu görecek ve bileceksiniz diyordu. O zaman yalancı kimmiş bileceksiniz diyordu. Allah’a imanı temel kabul eden mi doğrudaymış? Yoksa ekonomik anlayışı hayatın temeli kabul eden mi doğrudaymış bunu yakında bileceksiniz diyordu. Ekonomik güce sahip olanlar mı üstünmüş? Her şeyi ekonomide görenler mi izzet ve şeref sahibiymiş? Yoksa hiçbir şeyleri olmasa da Allah’a iman edenler mi? Yakında anlayacaksınız diyordu. İşte bu tartışmaların hemen ardından: