İbrâhîm Suresine Dön

İbrâhîmابراهيم

14. Ayet

14İbrâhîm Suresi

وَلَنُسْكِنَنَّكُمُ الْاَرْضَ مِنْ بَعْدِهِمْۜ ذٰلِكَ لِمَنْ خَافَ مَقَام۪ي وَخَافَ وَع۪يدِ

“Onlardan sonra (onların yerine) yeryüzüne sizleri yerleştireceğiz.” Bu (müjde), benim (konum, azamet, heybet) makamımdan ve benim tehditlerimden korkanlar içindir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

13,14. “İnkâr edenler, peygamberlerine: “Ya bizim dinimize dönersiniz ya da sizi memleketimizden çıkarırız” dediler. Rableri peygamberlere: “Biz, haksızlık edenleri yok edeceğiz, onlardan sonra yeryüzüne sizi yerleştireceğiz. Bu, makamımdan ve tehdidimden korkanlar içindir.” diye vahy etti.” Evet kâfirler, Allah’ın bunca nîmetlerini, Allah’ın bunca âyetlerini, rahmetini örtenler, fıtratlarını, vicdanlarını, gözlerini, kulaklarını örterek bir hayat yaşamayı tercih edenler Rableri tarafından bir rahmet kapısı olarak kendilerine gönderilen elçilere dediler ki: Ey elçiler, sizi yerimizden, yurdumuzdan, ülkemizden çıkarırız. Yahut da sizler bizim dinimize, bizim hayat programımıza, bizim yaşam biçimimize dönersiniz. Sizler ya bu anlayışlarınızdan, bu inançlarınızdan, bu dininizden döner, bizim gibi olur, bizim gibi inanır, bizim gibi düşünür, bizim gibi giyinir, bizim gibi yer içersiniz, yahut da sizi yurdumuzdan sürüp çıkaracağız. Evet peygamberlerin dâvetine muhatap olan kavmin kâfirleri böyle diyorlardı. Çünkü ilk dönem toplumlarına gönderilen Allah elçilerinin muhatapları karşısında çok fazla güçleri kuvvetleri yoktu. İlk çağlarda peygamberlerin dâvetine inanan mü’minlerin sayıları çok azdı. Hattâ bazen bir peygamberin tek başına bir toplumu uyardığına şahit oluyoruz. İşte mevcut düzenden, statükodan yana olan kâfirlerin güçsüz olan peygamberleri atalarının dinlerine, atalarının yollarına, mevcut hayat programına karşı gelmekle suçladıklarına şahit oluyoruz. Di-yorlar ki, biz toplum olarak, çoğunluk olarak böyle bir hayattan, böyle bir dinden yanayız. Sizlerse azınlıksınız. Ya sizler de bizim gibi olacaksınız, bizim sistemimize tabi olacaksınız, bizim tanrılarımızı kabul edeceksiniz, ya da sizi bu ülkeden sürüp çıkaracağız. Evet her dönem kâfirlerinin Allah elçilerine ve ol elçilerin yolunu takip eden mü’minlere aynı şeyleri söylüyorlar, aynı tehditleri savuruyorlar. Dün Mekke’de Rasulullah efendimize, bugün de onun yolunun yolcusu olan biz müslümanlara kâfirler tarafından aynı şeyler söyleniyor. Ey peygamber, ey müslümanlar, ya bizim dinimize dönersiniz, bizim gibi adam olursunuz, ya başlarınızı açıp, sakallarınızı kestirip, namazı niyazı bırakıp çağdaşlaşırsınız, bizim istediğimiz gibi inanır, bizim istediğimiz gibi düşünür, bizim istediğimiz gibi giyinir, bizim istediğimiz gibi yaşarsınız, ya da bilesiniz ki sizi memleketimizden söküp atacağız. Ya bizim gibi iktisâdi bozukluklarımıza ses çıkarmaz, bizim ahlâksızlıklarımıza siz de sahip çıkarsınız, bizim hayatımıza, bizim yasalarımıza, bizim ticaretimize, bizim çalıp çırpmamıza, devletin imkânlarını kullanmamıza hiç ses çıkarmazsınız, bizim hukukumuza, bizim eğitim anlayışımıza, bizim kılık kıyafet anlayışımıza ses çıkarmazsınız, ya da sürülmeyi göze alırsınız. Ya bizim fâizlerimize, bizim gasplarımıza, bizim genel evlerimize, bizim fuhuşlarımıza, bizim rüşvetlerimize dil uzatmayarak fitne çıkarmazsınız, yahut da sizi süreceğiz diyorlar. Yâni ya bizim huzurumuzu kaçırmaz, düzenlerimizi bozmazsınız ya da sürülmeyi göze alırsınız diyorlar. Ya bizim hayatımızı benimsersiniz ya da çeker gidersiniz. Değilse atarız sizi okullarımızdan, atarız askeriyemizden, temizleriz sizi resmi dairelerimizden. Siz bilirsiniz. Ya bizim hayatımızı kabullenir-siniz, ya bizim anlayışlarımıza dönersiniz, ya bizim metotlarımızla hareket edersiniz, ya bizim gibi demokratik usullerimizle çalışırsınız, bizim prensiplerimize uyarsınız ya da sizi ülkemizden çıkarır kurumlarınızı kapatır yok ederiz. Peki kendilerini bir şey zannedip, güçlerine kuvvetlerine güvenip Allah elçilerine ve onların yolunun yolcusu olan müslümanlara karşı tehditlerde bulunan bu alçak kâfirler karşısında o elçiler ve müslümanlar ne yapmışlar? Nasıl davranmışlar? O elçiler ve müslü-manlar sadece Allah’a güvenmişler, sadece O’na tevekkül etmişler, işlerini O’na havale etmişler, vekaletlerini O’na teslim etmişler ve Rableri de bakın onlara şöylece vahy etmiş: Evet Rableri onlara vahy etti ve dedi ki ey peygamberlerim, sizler yolunuza devam edin! Sizler Benim istediğim kulluğa, Benim istediğim hayata devam edin! Müslümanca bir hayata sabredin! Kesinlikle bilesiniz ki Ben zalimleri helâk edeceğim! Siz onları Bana bırakın! Ben onların ağızlarının payını vereceğim. Kim kimi çıkarırmış ülkesinden? yakın da siz de göreceksiniz onlar da görecekler. Kesinlikle bilesiniz ki Biz sizi oradan çıkarmak isteyenleri çıkarıp, helâk edip onların yerlerini yurtlarını size vereceğiz. Onların yerlerine sizleri egemen kılacağız. Yeryüzünde sizler söz sahibi olacaksınız. Çünkü mülk Benimdir, dilediğimize onu veririm. Unutmayın ki bu Benim makamımdan korkanlar, Bana ve dinime saygılı davrananlar içindir. Bu Benim tehdidimden korkup Benim istediğim şekilde bir hayat yaşamaya yönelenler içindir. Ben bu egemenliği onlara lütfedeceğim. Evet buraya kadar Hz. Nuh (a.s)’dan Mûsâ (a.s) a kadar peygamberlerin bir özeti sunuldu. Yasal örneklerimizin bize lâzım olan, bizim kulluğumuza örnek olan bir anlatımı gerçekleştirildi. Ve tabii genel bir yasa belirlendi. Bu yasayla Mekke’de Rasulullah efendimiz ve beraberindeki müslümanlar, şu anda bizler ve kıyâmete kadar gelecek müslümanlar bilgilendirilmiş oldu. Nedir bu genel yasa? Allah insanlara, toplumlara elçilerini gönderiyor, elçileri toplumlarını Allah âyetleriyle, Allah diniyle uyarıyor, onlar peygamberlerinin getirdikleri hayat programını kabul etmeyip kendi hevâ ve heveslerince oluşturdukları hayat programlarına çağırıyorlar, bunu kabullenip kendileri gibi inanmadıkça onları sürgünle, hapisle, ölümle tehdit ediyorlar ve işte kıyâmete kadar genel geçer bir yasa olarak Rabbimiz de buyuruyor ki, siz yolunuza devam edin, Biz zalimleri helâk edeceğiz. Onların işlerini bitirecek ve sizleri onların yerlerine egemenler kılacağız. İşte kıyâmete kadar değişmeyecek Allah yasası budur. Hangi insan, hangi aile, hangi cemaat, hangi toplum ki Allah’ın makamından korkar, Allah’ın azametinden etkilenir, Allah’ın istediği gibi müslüman olma derdini içinde duyarsa, samimiyetle Allah’a kul olma kararı içine girerse o mutlaka Allah’ın bu vaadine ulaşacaktır. Benim takdirim, Benim yasam budur, bundan hiç kimsenin bir şüphesi olmasın diyor Rabbimiz.