İbrâhîm Suresine Dön

İbrâhîmابراهيم

36. Ayet

36İbrâhîm Suresi

رَبِّ اِنَّهُنَّ اَضْلَلْنَ كَث۪يرًا مِنَ النَّاسِۚ فَمَنْ تَبِعَن۪ي فَاِنَّهُ مِنّ۪يۚ وَمَنْ عَصَان۪ي فَاِنَّكَ غَفُورٌ رَح۪يمٌ

“Rabbim! Gerçekten o (putlar), insanlardan birçoğunu saptırdılar. Bana uyan, hiç şüphesiz bendendir. Bana isyan edene gelince, şüphesiz ki sen, (günahları bağışlayan, örten ve günahların kötü akıbetinden kulu koruyan) Ğafûr ve (kullarına karşı merhametli olan) Rahîm’sin.”

Dipnot

İbrahim Peygamber gibi bir tevhid imamı dahi kendisini ve zürriyetini putlardan koruması için Allah’a (cc) yakarıyor. Bu, onun tevhide değer vermesinden ve Allah’ın (cc) yardımı olmadan hidayet üzere kalabilmenin mümkün olmadığına dair inancındandır. Bu korku, korkuların en şereflisidir. Tevhid imamlarının tamamında aynı korkunun olduğunu görmekteyiz.

Allah Resûlü’nün (sav) en fazla tekrar ettiği dua: “Ey kalpleri evirip çeviren Allah’ım! Kalbimi dinin üzere sabit kıl.” (Tirmizi, 2140) duasıdır. (bk. 2/Bakara, 132-133; 3/Âl-i İmran, 102)

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

36. “Rabbim! O putlar çok insanları saptırdı; bana uyan bendendir, bana kaşı gelen kimseyi sana bırakırım; Sen bağışlarsın merhamet edersin.” Ey Rabbim, bu putlar, bu zalimler, bu kâfirler insanların pek çoğunu saptırdılar. Kim bana tabi olursa o bendendir. Kim de bana isyan ederse ben onu Sana havale ederim ya Rabbi. Çünkü sen Ğa-fûr ve Rahîmsin. Onların durumlarını en iyi bilen Sensin ya Rabbi. Sen onlara karşı merhametlisin, Sen onların Rabbisin, sahibisin ya Rabbi. Onlar Senin kulların. Bu insanlar bilmiyorlar. Bu insanlar ca-hiller. Bu insanlar seni ve elçini tanımıyorlar. Hayatın, ölümün, ölüm ötesi hesabın, kitabın farkında değiller. Kendilerini saptırdıkları gibi başkalarını da saptırıyorlar. Kendilerini ataşe attıkları gibi başkalarını da atmaya çalışıyorlar. Ya Rabbi onlar içinde bana tabi olanlar, beni kulluk örneği bilenler, benim gibi bir hayat yaşamaya çalışanlar muhakkak ki bendendir, onları koru, onlara yardım edip cennete giden yola ilet. Ama onlardan kim bana isyan ederse, kim benim yoluma, benim örnekliğime teslim olmazsa sen onlara merhamet et ya Rabbi. Onlara da hidâyetini nasip et ya Rabbi. Onlara doğru yolunu göster ya Rabbi. Dikkat ediyor musunuz yasal örneğimizin duasına. Ne kadar hoş değil mi? Çünkü çok merhametliydi İbrahim (a.s). Evvab’tı, halimdi. Hiç kimsenin kâfir olarak bir hayat yaşayıp, kâfir olarak ölüp cehenneme gitmesini istemiyordu. Ama ne yapabilirdi ki Allah’ın elçisi? İnsanlar kendi hür iradeleriyle illa da cehennemi tercih etmişlerse ne gelirdi ki elinden? Neye gücü yetebilirdi ki? Babasının hidâyetine bile gücü yetmiyordu. Ve İbrahim (a.s) in duası devam ediyor.