6. “Mûsâ milletine dedi ki: “Allah'ın size olan nîmetlerini anın; size işkence eden, kadınlarınızı sağ bırakıp oğullarınızı boğazlayan Firavun ailesinden sizi kurtardı; bütün bunlarda Rabbinizden size büyük bir imtihan vardır.” Hatırlasanıza bundan önceki durumunuzu. Ne çabuk unutuyorsunuz dünü? Dün ne haldeydiniz? Sizi Rabbiniz Firavun ve ailesinin, avenesinin zulmünden kurtarmıştı. Gerçekten çok zalim olan Firavun size karşı çok zalimane davranıyordu. Sizleri köleleştirmiş ezim ezim eziyordu. Sömürüyordu sizin alın terlerinizi. Size hayat hakkı tanımıyordu. Her şeyinizi kaybetmiştiniz. Namusunuz, iffetiniz, kimliğiniz, şahsiyetiniz kalmamıştı. Sizin doğan erkek çocuklarınızı öldürüyor, kadınlarınızı da sağ bırakıyordu. Kadınlarınızdan istifade etmeye çalışıyordu. Erkeklerinizi boğazlıyor, kadınlarınızı da hayasızlaştırıyordu. İşlerini gördürecek, sırtlarına binecek adamlara, kölelere ihtiyacı olmasaydı hiçbir erkeğinizi sağ bırakmayacaktı. Kendi zulmüne, kendi saltanatına son erecek Mûsâ gelmesin diye, köleleri özgürlük savaşına girişmesinler diye, köleler palazlanıp kendisine kafa tutacak sayısal güce ulaşmasınlar diye bu tedbiri alıyordu. Erkek çocuklarınızı bitiriyor, kadınlarınızı da Mûsâ’yı doğuracak özellikleri kalmasın diye hayasızlaştırdıkça hayasızlaştırıyorlardı. Sefil bir hayatın içine atıyordu kadınlarınızı. İffetlerine, namuslarına el atıyordu. Onların dinsizleştirmek, iffetsizleştirmek için elinden ne geliyorsa yapıyordu. Zorla baş örtülerini açtırıyordu. Her şeyinizi kaybetmiştiniz. Hiçbir kurtuluş ümidiniz de yoktu, çabanız da yoktu. Ama Allah hiçbir kurtuluş ümidiniz yokken Beni göndererek sizi o zulümlerden kurtardı. Bunu hiç düşünmez misiniz? Mûsâ (a.s) bunları İsrâil oğullarının Firavunun zulmünden kurtulup Sina çölünde özgürce bir hayata kavuştukları bir dönemde söylüyordu. Bir düşünsenize. Gerçekten bunda sizin için Rabbinizden büyük bir belâ, büyük bir imtihan gelmiştir. Rabbiniz sizi bu durumdan kurtarmıştır. Firavunların verdikleri kararlarını, planlarını, komplolarını bozmuştur Rabbiniz. Onlar istiyor-lardı ki sizler hep onların kölesi olarak kalın. Hep onların yasalarına itaat edin. Hep onları sırtınızda taşıyın. Özgürlüğe kavuşacak bir yola girmeyin. Böyle bir güce ulaşmayın. Ama Rabbiniz ise bunun tamamen tersini istemiş, tersine karar vermişti. Allah’ın hükmü, Allah’ın kararı yeryüzünde ezilmiş, köleleştirilmiş, horlanmış, zulme maruz kalmış insanlar, toplumlar kesinlikle özgürlüğe kavuşacaklar. Zalimler kesinlikle ezilecekler, helâk edilecekler ve mazlumlar dirilecekler. Zalimler kesinlikle mazlumlar karşısında bir gün diz çökecekler. Evet Allah’ın iradesi böyleydi, yasası böyleydi, takdiri böyleydi yeryüzünde. Zalimler ne yaparlarsa yapsınlar, nasıl yasa koyarlarsa koysunlar, nasıl tedbir alırlarsa alsınlar asla büyük iradenin yasasına engel olamayacaklardır. Yeryüzünde devletlerin, milletlerin, insanların kaderleri Allah’ın elindedir.