27. “Doğrusu insanlar, çabuk elde edilen dünya nî-metlerini severler de ağırlığı çekilmez günü arkalarında bırakırlar.” Çünkü onlar peşini severler ve önlerindeki ağır bir günü bırakırlar. Onlar mesailerinin sonucunu acele görecekleri dünya hayatını, acele tadacakları dünya zevklerini, acilen ulaşacakları dünya başarılarını severler de yarın görecekleri, yarın ulaşacakları veresiye olan âhiret hayatını, âhiret devlet ve nimetlerini göz ardı ederler. Peşini se-verler de veresiyeye değer vermezler. Kendilerine faydası yarın olacak olan, yarın kendilerine cennet kazandıracak olan Kur’an’la diyalog kurma gereğini, sabah akşam Allah’la beraber olma gereğini, sabah akşam Allah’ı tesbih edip, O’nun âyetlerini gündeme alma gereğini reddederler. Allah’ın hükmüne sabredip kendilerine mutlak cennet kazandıracak olan bu kitapla beraber olma gereğini reddederler. Dünya zevklerine, dünya nimetlerine ulaşma adına Kitaba ve peygambere ayıracak zamanlarının kalmadığını söylerler. Rahmân olan Allah’ın kendilerine karşı sonsuz rahmetinin gereği olarak parça parça gelen Kitabı tanıyıp hayatlarını ona göre düzenleme zahmetine girmeyenlerdir onlar. Veya buradaki anlatılanlar Yahudilerdir. Resulullah’ın sıfatlarını gizleyen bu Yahudiler, öldürülme ve sürgünden kendilerine ayrılanı, kendilerini bekleyeni unutuyorlar anlamına geliyor. Yani bu adamlar yakında başlarına gelecekleri unutarak yaşıyorlar anlamına. Veya ön-lerindeki kendilerini bekleyen azabı bilemiyorlar, akıllarına gelmiyor, hesap edemiyorlar anlamına gelmektedir bu âyet-i kerime. Veya kimilerine göre de bunlar münafıklardır. Peşini istiyorlar, dünyayı tercih ediyorlar da kıyametle imanı ve onun için ameli bırakıyorlar. Kullardan kendilerine gelecek kısası unutuyorlar. Halbuki onlar, o münafıklar böyle nifak içinde bir hayatı sürdürdükleri sürece Allah mü’min kulları eliyle onlara çok büyük azaplar tattıracaktır. Adamlar kendilerini bekleyen bu tür azaplardan habersiz bir hayat yaşıyorlar manasına gelmektedir. Veya eğer mü’minlerse burada anlatılanlar, o zaman şöyle diyeceğiz: Onlar dünyaya yöneliyorlar da âhirete yönelik program yapmayı bırakıyorlar. İşte bunlar dar’ul acile’yi, yani dünyayı isterler, acele bitiverecek, acele geçip gidiverecek olanı isterler de sonsuzca devam edecek, hiç bitip tükenmeyecek âhireti unuturlar. Hesaplarını kısa sürede bitecek dünyaya göre yaparlar anlamına gelecektir. Acile, bir de gizleme, örtbas etme anlamına gelir. Yani böyle alel acele işi örtbas edivermek anlamına.