109- Çeneleri üzerine secdeye kapanırlarken, gözyaşları dökerler. Kur'an onları ürpertir, saygılarını artırır. " Bu derin anlamlı bir sahnedir. Vicdanlara dokunmaktadır. Bu, daha önceden kendilerine ilim verilenlerin sahnesidir. Bunlar Kur'an'ı dinliyorlar. İçten ürperiyorlar. "Çeneleri üzerine secdeye kapanıyorlar." Kendi kendilerine hakim olamıyorlar. Onlar secde etmiyorlar. Yalnız: "Çeneleri üzerine secdeye kapanıyorlar." Sonra dilleri çözülüyor. Duygularına hakim olan hisleri Allah'ın yüceliğini ve sözünün doğruluğu ile ifade ediyorlar. "Rabbimizin şanı yücedir. O'nun verdiği söz kesinlikle yerine gelecektir." Tamamen Kur'an'ın etkisi altına girerler. Gönüllerinde coşan gerçeği tasvir etmede sözcükler yeterli olmuyor. Sözcüklerin tasvir etmekten aciz kaldığı bu derin etkinin bir ifadesi olarak gözlerinden yaşlar boşanıyor: "Çeneleri üzerine kapanıp gözyaşları dökerler." Kur'an onların içten gelen ürpertilerini arttırır." Ayrıca onu ürperti ile karşılarlar. Derin bir bilinç halini sergileyen bir sahnedir bu. Bu Kur'an'ın aydınlık olmaya açık, daha önceden kendisine verilmiş bilgiden ötürü, yapısını ve değerini bilen açık kalpler üzerindeki etkisini canlandırmaktadır. Burada sözkonusu edilen ilim, yüce Allah'ın Kur'an'dan önce indirdiği kitap bilgisidir. Zira gerçek ilim, Allah'ın katından gelen ilimdir. ALLAH'IN GÜZEL İSİMLERİ