İsrâ Suresine Dön

İsrâالإسراء

10. Ayet

10İsrâ Suresi

وَاَنَّ الَّذ۪ينَ لَا يُؤْمِنُونَ بِالْاٰخِرَةِ اَعْتَدْنَا لَهُمْ عَذَابًا اَل۪يمًا۟

Ve ahirete inanmayanları da, onlar için can yakıcı bir azap hazırladığımız (gerçeğiyle müjdeler).

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

9,10. “Doğrusu bu Kur’an en doğru yola götürür ve yararlı iş yapan mü'minlere büyük ecir olduğunu, âhirete inanmayanlara can yakıcı bir azap hazırladığımızı müjdeler.” Doğrusu bu Kur’an, şu elinizdeki Allah’ın kitabı en güzel, en doğru bir yola hidâyet eder. İyiler, iyi olan kimseler, sâlih ameller işleyen, en güzel davranışlarda bulunan kimseler, Allah’ın istediği gibi bir hayat yaşamak isteyen kimselere bu Kur’an dosdoğru yolu gösterir ve mü’minlere de büyük müjdeler verir. Muhakkak ki bu Kur’an Allah’ın istediği gibi bir hayat yaşayan mü’minlere çok büyük, akla hayale gelmedik mükâfatlar müjdeler. Âhirete inanmayanlara da can yakıcı bir azabın müjdesini verir. Rabbimiz Mûsâ (a.s) dönemindeki Tevrat’ını, Dâvûd (a.s) dönemindeki Zebur’unu, Îsâ (a.s) dönemindeki İncil’ini ve Muhammed (a.s) dönenimden kıyâmete kadar ki Kur’an’ını insanlık için bir hidâyet rehberi kılmıştır. Rahmeti ve merhameti sonsuz olan Rabbimiz yeryüzünü bir an vahiysiz bırakmayarak biz kullarına en büyük lütfunu ulaştırmıştır. Eğer Rabbimiz bize merhamet buyurup kitaplarını göndermeseydi, bize bilgisinden aktarımda bulunmasaydı gerçekten bizim halimiz perişan olurdu. Cehalet ve kan dökücülük özelliğimizden kurtulup dosdoğru kulluk yolunu, hidâyet yolunu bulmamız asla mümkün olmazdı. Tamam şu anda bu Allah kitabından habersiz yaşadıkları için kan döken, bozgunculuk çıkaran insanlar da az değildir bu dünyada, ama kitapla yol bulan erdemli müslümanlar hatırına şu anda onlar da bu dünyada hayat hakkı elde etmektedirler. Değilse bu hayatın kökünü kazırdı Rabbimiz. Dosdoğru yola ulaşmanın reçetesi, hidâyeti bulmanın yolu bu kitaptan geçmektedir. Ey müslümanlar, ey şu anda zillet ve meskenet içinde kıvranan müslümanlar, bir düşünsenize geçmişinizi. Peygamberin zuhurundan sonra çok kısa bir süre içinde, henüz yüzyıla varmadan Çin sınırlarından Atlas Okyanusu sınırlarına, Kafkasya içlerinden Sibirya’ya kadar, Asya ve Afrika içlerine kadar geniş bir bölgede İslâm hakim olmadı mı? Allah bu dinini hakim kılmadı mı? Hatırlasanıza bir o günleri. O günlerde lütuflar Allah’tandı. Bütün bunları size o günlerde lütfeden Rabbinizdi. Bana verdiğiniz sözlerinize sadık kaldığınız için, Benim kitabıma sahip çıkıp hayatınızı onunla düzenlediğiniz için, peygamberimin yoluna sahip çıktığınız için lütfetmiştim Ben onları size. Sizler Beni, Bana kulluğu, Benim kitabımı, Benim elçimin yolunu terk edince Ben de size olan desteğimi çektim ve işte şu anda yeryüzünün en zelil toplumu oldunuz. Haydi ey müslümanlar, ey içine düştükleri bataklıklardan, zillet ve meskenetlerden kurtulabilmek için kara düşünen, sağdan soldan yardım araştıran, önder bekleyen, kurtarıcı arayan müslümanlar, bilesiniz ki beklediğiniz önder, beklediğiniz zafer, beklediğiniz kurtuluş muştusu kitabınızın sahifeleri arasındadır. Açın kitabınızı! Açın peygamberinizin örnek sünnetini! Okuyun kitabınızı, tanışın peygamberinizle ve başka kimseden medet beklemeyin! Kimseden yardım ummayın! Kendiniz bulacaksınız beklediğinizi! Kendiniz ulaşacaksınız o doğruya, o hidâyete! Arayıp da başka yerlerde bulamadığınız gerçeği kendi kitabınızda bulacaksınız! Unuttuğunuz kitabınızda, terk ettiğiniz, hicret ettiğiniz kitabınızda. Hayatınızın tüm problemlerinin çözümünü kitabınızda ve Rasûlullah’ın sünnetinde bulacaksınız. Haydi öyleyse kitabınıza yönelin! Yıllardır elinize almaya korktuğunuz, belki de yüzünüzün kalmadığı kitabınıza koşun! Onunla beraber olun, tüm sıkıntılarınız bitecek, tüm problemleriniz hallolacak, tüm hayatınız düzlüğe çıkacak ve Allah’ın yardımı, vaadi ve desteğiyle yeniden yeryüzünün efendisi olacaksınız diyor Rabbimiz. Eğer biz bunu gerçekleştirebilirsek bilelim ki Allah da bize olan vaadini gerçekleştirecek ve bizi tekrar yeryüzünde izzet ve şerefe kavuşturacaktır. Bundan zerre kadar bir şüpheniz olmasın. Ama maalesef: