18,19. “Dünyayı isteyene istediğimiz kimseye dilediğimiz kadar hemen veririz. Sonra ona cehennemi hazırlarız; yerilmiş ve kovulmuş olarak oraya girer. Âhireti isteyip, inanmış olarak onun için gerekli çalışmada bulunan kimselerin, işte onların çalışmaları şükre değer.” Kim aceleyi isterse, kim dünyayı isterse, kim peşini isterse Biz dilediğimiz kimseye dilediğimiz şekilde, dilediğimiz miktarda onu veririz. İstediği dünyalığı hemen acilen kendisine veririz. Dünyada istediği her şeyi veririz ona ama sonra da ona o dayanılmaz cehennemi hazırlarız. O cehenneme girerken de yerilmiş, kınanmış, zemmedilmiş, her şeyden mahrum bırakılmış, cennetten, rahmetten tart edilmiş olarak girer. Allah korusun kim böyle bir dünya hesabına girer ve sadece dünyalık isterse Rabbim veriyor ona istediği kadar bu dünyada ama âhiretini, geleceğini berbat ediveriyor. Kim dünyanın süsünü, ziynetini, malını, mülkünü, saltanatını, şöhretini, altınını, gümüşünü, Markını, Dolarını isterse, kim bunlara sa’y ederse, bunlara dua ederse bu duasının, bu sa’yinin karşılığı olarak Rabbimiz tam tamına veriyor, çabalarının karşılığını asla zayi etmiyor. Yâni adam bu dünyaya ne kadar değer vermişse, bu dünyayı ne kadar kıble edinmişse, ne kadar hedeflemişse, kalbini, kafasını, gecesini, gündüzünü bu işe ne kadar teksif etmişse, ne kadar çalışıp, çabalamışa, ne kadarına ulaşmayı dert edinmişse ona dünyadan o kadarını veririz diyor Rabbimiz. Yâni ne kadar büyük düşünmüşse, ne kadar büyük hedefler yapmışsa, ne kadarını kucaklamayı planlamışsa o kadarını veririz ona diyor Rabbimiz. Hiç hakkını zayi etmeyiz diyor. Hani diyorlar ya adamlar efendim büyük düşünmek lâzım. Büyük hedefler çizmek lâzım. Hedefimize ulaştık. Düşündüğümüz noktaya geldik. Siyasal, ekonomik planlarımızı gerçekleştirdik filân diyor-lar ya. Biliyorlar yâni adamlar bu işi. Tabii şu anda çok zengin olanların nasıl ve ne için çok zengin olduklarını da anlıyoruz. Adamlar kafaya onu takmışlar, onu hedeflemişler, onun hesabını yapmışlar, ona sa’y etmişler, onun için çırpınmışlar Allah da vermiş. Sonunda büyük büyük makamlara, mevkilere, müesseselere, fabrikalara, mallara, mülklere, herkesin imrendiği şeylere ulaşmışlar. Ama unutmayalım ki bu dünyacıların, bu dünyayı kıble edinenlerin, hesaplarını dünya adına yapanların sonu cehennemdir diyor Rabbimiz. Bu adamların nasipleri zemmedilmiş, kınanmış, horlanmış olarak ateşe yuvarlanmaktır diyor Rabbimiz. Allah aşkına gelin aklımı-zı başımıza alalım. Gelin tapınmayalım dünyaya. Tapınmayalım eşyaya. Gelin hesabımızı sadece bu dünya için yapmayalım. Gelin sadece bu dünya için yaşamayalım. Gelin Allah’ın bu uyarılarına karşı kör ve sağır kesilmeyelim. Unutmayalım ki Allah’ı, Allah’a kulluğu, Allah’ın kitabını, Allah’ın dinini bir kenara bırakarak sadece dünya için bir hayat yaşayanların, dünya saltanatları için koşturanların akıbetleri ateştir. Dünyada kazandıkları, yaptıkları her şey boşa gitmiştir. Tüm hasenatlarını, tüm tayyibatlarını dünyada yemiş bitirmişlerdir onlar. Âhirete intikal edecek hiçbir şeyleri yoktur. Sa’ylerinin, amellerinin karşılığını tamamen dünyada almışlardır onlar.