32. “Sakın zinaya yaklaşmayın; doğrusu bu çirkindir, kötü bir yoldur.” Zinaya da yaklaşmayın. Doğrusu zina, nikâh dışı ilişki çok çirkin bir iş, çok kötü bir yoldur. Evet Allah’ın istemediği, Allah’ın onaylamadığı, Allah’ın yasak kıldığı bir şekilde bir erkek ve kadının bir araya gelmeleri çok kötü bir eylemdir. Dikkat ederseniz çocuk öldürme yasağından sonra zina konusu gündeme getirilmektedir. Aslında zinanın aslı öldürmektir. Gayri meşru yerlere akıtılanlar baştan öldürmektir. Gayri meşru doğan çocuklar yaşarken öldürülmektedir. Sıcak bir aile yuvasından, ana baba eğitiminden mahrum büyüyecek çocuklar yaşarken ölmüşlerdir. Evlilik olmadan, aile yuvası olmadan neslin sağlığı mümkün değildir. Onun içindir ki Rabbimiz gayri meşru bir ilişki olan zina etmek şöyle dursun, ona yaklaşmayı bile yasaklamaktadır. Rabbimiz kitabının başka yerlerinde gayri meşru ihtilatı yasaklamaktadır. Kadınların İslâm dışı bir kıyafetle sokağa çıkmamalarını emretmektedir. Zinaya yaklaşmamamızı emretmektedir. Çünkü zina tüm vücudun meylidir. Sadece tenasül uzvunun, sadece elin, ayağın, gözün, kulağın, kalbin meyli değildir. Onun içindir ki bir kere yaklaşıldı mı artık önlemek çok zorlaşacaktır. Evet bu eylemi yapmak şöyle dursun, ona yaklaşmayın bile. Zinaya götürücü yollara girmeyin. Zinanın kapısını açıcı ilişkilerden sakının. Bakmak gibi, dokunmak gibi, tutmak gibi, konuşmak gibi zinaya kapı aralayan durumlardan uzak durun. Tabii Rabbimiz insanları, aileleri mahveden bu zina illetinden korumak için nikâhlı evlilik yasasını getirmiştir. Ve Rabbimiz kitabının pek çok yerinde ve Rasûlullah efendimiz de pek çok hadislerinde evlenmek durumunda olup da evlenemeyen, evlenme imkânı bulamayan kadın ve erkeklerin evlendirilmesini teşvik etmektedir. Toplumda evlenmeye ihtiyacı olan bir tek kişinin bile kalmamasını emretmektedir. Çünkü yeme ihtiyacı içinde yaratılmış bir adama yemek yeme demek neyse, evlenme ihtiyacı içinde olan bir kimseye de evlenme demek odur. Hiçbir kimseye senin evlenmeye ihtiyacın yoktur diyemezsiniz. Çünkü bakın Rabbimiz zinaya yaklaşmayın diyor. Zinaya yaklaşmamanın yolu nikâhlı bir hayata kavuşmaktan geçer. Meşru yoldan adamın ihtiyacı giderilmeli ki zinaya gerek kalmasın. Meşru yollar kapanırsa elbette insanlar bu ihtiyaçlarını gayri meşru yollardan gidermeye çalışacaktır. Öyleyse müslümanlar olarak bizim görevlerimizden birisi de toplumda zinayı bitirecek fedâkarlıkları göze almaktır. Yine biliyoruz ki dinimizde haramlar konusunda bir kesinlik var bir katiyet vardır. Meselâ desek ki birine; arkadaş, cebinde mark bulundurmayacaksın! Burada kesinlik vardır ve artık adam kesinlikle yanında, cebinde mark bulundurmamalıdır. İster büyüğü, ister küçüğü olsun fark etmez. Efendim fazla değil sadece on mark vardı yanımda, fazla yoktu, olmaz hiç bulundurulmamalıdır. Veya meselâ birine desek ki; arkadaş bundan böyle falanla hiç görüşmeyeceksin! Falanların meclisinde bulunmayacaksın! Bu yasak sonucunda adam artık kesinlikle onunla görüşmemelidir. Efendim, işte şuradan geçiyordum da tesadüfen uğrayıverdim, olmaz. Zira emirde kesinlik var. İşte bakın bu âyette de Rabbimiz; “Sakın zinaya yaklaşmayın; doğrusu bu çirkindir, kötü bir yoldur.” Buyurarak zinaya yaklaşmayı yasaklar. Ama dikkat ederseniz burada âyet-i kerimede Rab-bimiz "Zina etmeyin" demez "Zinaya yaklaşmayın” der. Yani zina ile ilgili bir yolda, zina kokusu olan bir yolun başında durmayın, o bölgede bulunmayın der. Burada kesinlik var. Haramlar konusunda kesinlik vardır. Haramlar konusundaki bu kesinliğe karşılık emirler konusunda ise; “gücünüz yettiğince” kaydı vardır. Resûlullah Efendimiz Ebu Hu-reyre efendimizin rivâyet buyurduğu bir hadislerinde; “Size neyi nehiy etmişsem ondan sakının. Emrettiğim şeyleri de gücünüz nispetince icra edin. Şüphe yok ki sizden öncekileri helak eden şey onların çok soru sormaları ve peygamberlerine karşı muhalefet etmeleridir” buyurur. Dikkat ederseniz nehiy ettiklerinin aksine, emirler konusunda "Gücünüz yettiği kadar" ifadesi vardır. Haramlardan kesinlikle uzak duracağız, ama emirleri ise gücümüz yettiği kadar yerine getirmeye çalışacağız. Yasaklananlar konusunda eksiksiz davranırken, istenenler konusunda becerebildiğimiz kadarıyla sorumlu oluyoruz. Meselâ bizden ne istedi din, ne istedi Resûlullah? Meselâ misvak istedi, gece namazı istedi, cihat istedi, insanları diriltmemizi, insanlara din anlatmamızı, ailemize, çevremize müslümanca davran-mamızı, şirkten, zulümden kaçmamızı istedi. Hasılı Resûlullah biz den ne istediyse yapacağız. Ama gücümüz yettiği kadar yapacağız. Çünkü emirler konusunda bu geçerlidir. Eğer bu ifade olmasaydı o zaman Resûlullah gibi, Ebu Bekir gibi, Osman, Ali, Ebu Zer gibi, bir Fakih gibi, bir âlim gibi yapmak zorunda kalacaktık. Lâkin çok büyük merhamet sahibi olan Allah’ın Rauf ve Rahim olan nebisi bizden istediği emirler konusunda: "Gücünüz yettiği kadar" buyurmaktadır. Meselâ namaz kılacağız, onda rükûu, sücudu, kıyamı gerçekleştireceğiz, ama becerebildiğimiz kadar. Namazda Rabbimizden mesaj alacağız, yani namazda okuduğumuz âyetleri hafızamızda canlı tutacak ve namaz sonrası hayatımızı onlarla düzenleyeceğiz, ama gücümüz yettiği kadar. Zekât istiyor, hac istiyor. Malımızda, bedenimizde ve tüm ömrümüzde Rabbimizin söz sahibi olduğunu bilerek bunun şuuru içinde zekâtımızı vermeye ve haccımızı yapmaya çalışacağız, ama gücümüz yettiği kadar. Ne kadar? Yapabildiğimiz becerebildi-ğimiz kadar. On milyonu olan o kadar, daha azı olan o kadar. Kur’-an’ın tümüne hakim olmamızı istiyor Resûlullah bizden. Kur’an’la birlikte olmamızı ve hayatımızı onunla düzenleyecek kadar onunla diyalog halinde olmamızı istiyor. Sünnetini tanımamızı istiyor bizden. Ama gücümüz yettiği kadar. Evet yasaklarda tavır kesindir. Meselâ içki içmeyin diyor Allah’ın Resûlü. Bunda kesinlik vardır. İçkiyi içmeyin. Ne kadar? Hiç iç-meyin. Efendim, tamam işte ömrümde fazla değil bir iki kadeh alsak ne olur? Hayır hiç içmeyin. İçkiyi ömrümüz boyunca hiç içmeyeceğiz. Veya diyor ki Allah ve Resûlü zina etmeyin. Peki ne kadar? Ne kadarı olmaz bunun, zinayı hiç yapmayacağız, faizi ebediyen yemeyeceğiz. Belli bir zamanı ve belli bir miktarı yoktur yasakların. Ama yapılması gerekenlere gelince meselâ namazı gücüm yettiği kadar kılacağım. Bütün zamanlarımın namazla geçmesi isten-miyor benden, bizden. Farz namazların dışında gece namazlarım da olacak, ama her an namaz halinde olmayacağım. Demek ki yasaklarla emirler arasında bu özellik var. Yasaklarda kesinlik var. Zina etmeyeceğim. Ne kadar? Hiç! Hayatım boyunca hiç zina etmeyeceğim. Hayatım boyunca zina etmemekle beraber olacağım. Beş vaktin ve nâfilelerin dışında namazda olmadığım zamanlarım da olacak.