İsrâ Suresine Dön

İsrâالإسراء

46. Ayet

46İsrâ Suresi

وَجَعَلْنَا عَلٰى قُلُوبِهِمْ اَكِنَّةً اَنْ يَفْقَهُوهُ وَف۪ٓي اٰذَانِهِمْ وَقْرًاۜ وَاِذَا ذَكَرْتَ رَبَّكَ فِي الْقُرْاٰنِ وَحْدَهُ وَلَّوْا عَلٰٓى اَدْبَارِهِمْ نُفُورًا

Anlamasınlar diye kalplerine de perde germişizdir, kulakları üzerinde de ağırlık vardır. Sen, Kur’ân’da Rabbini tek (ilah) olarak andığında, arkalarını dönüp nefretle kaçıp giderler.

Dipnot

Hakkın anlaşılmasına engel olan sebepler için bk. 6/En’âm, 25

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

45,46. “Ey Muhammed! Kur’an okuduğun zaman senin ile âhirete inanmayan kimseler arasına görülmeyen bir perde çekeriz. Kur’an'ı anlarlar diye kalplerine örtüler ve kulaklarına da ağırlık koyduk. Kur’an'da Rabbini bir tek, olarak andığın zaman, onlar ürkerek artlarına dönerler.” Ey peygamberim, sen Kur’an’ı okuduğun zaman Biz seninle âhirete inanmayan o kâfirlerin arasına onların göremeyecekleri bir perde çekeriz. Sen Kur’an okurken seninle onlar arasına görünmeyen bir örtü vardır. Ve yine senin okuduğun O Kur’an’ı anlamamaları için, fıkıh etmemeleri için onların kalplerine kılıflar, izole maddeleri, örtüler, engeller, kulaklarına da okuduğun Kur’an’ı işitmemeleri için bir ağırlık koyduk. Kulaklarına kurşun dinlerler, dinler gibi görünürler ama işitmezler, anlamazlar, anlayamazlar, fıkhedemezler. Sen bu kitabı okuyarak sadece Allah’ı zikrettiğin zaman, sadece Rabbini hamd ettiğin zaman, onları sadece Allah’a kulluğa, sadece Allah’ı dinlemeye dâvet ettiğin zaman senden ve okuduğun Kur’an’dan nefret ederek gerisingeriye dönüyorlar. Allah’tan, peygamberden, kitaptan yüz çeviriyorlar. Tabii önce kendileri inanmak istemedikleri, duymak, işitmek, anlamak, kavramak ve gereğini yerine getirmek istemedikleri, tercihlerini bu yönde kullandıkları için Rab-bimiz de onlara böyle bir yasa uygulayıveriyor. Onları kendi tercihlerinin karşılığı olarak duymaz, duygulanmaz, anlamaz hale getiriveriyor. Evet, demek ki varlıklarını, fıtratlarını, hayatlarını Allah adına kıyama kulluğa adarlarken, Allah adına doğrulup hayatlarını Allah’ın emirleriyle doğrulturlarken, ahsen-i takvim özelliklerini muhafaza ederlerken, kimileri de bu yaratılış özelliklerine ihanet ettiler. Allah’ın kendilerine lütfettiği bu kıvamlarını, bu güç ve imkânlarını onun dinine kullanmadılar. Ona kullukta kullanmadılar. Allah onlara doğrulabilme imkânı vermişti, ama onlar Allah için namaza doğrulmadılar da başka şeylere doğruldular. Allah onlara konuşma kıvamı vermişti, ama onlar bu imkânlarını Allah’ın âyetlerini konuşmada, Resûlünün hadislerini anlatmada kullanmadılar, hep başka şeyler konuşmakta kullandılar. Allah onlara bakma, görme kıvamı vermişti. Ama onlar onu, onu kendilerine lütfeden Allah’ın görsel âyetlerini okumada ve kullukta kullanmadılar da hep başka şeyleri seyretmede kullandılar. Rab-imizin bu âlemde yarattığı bunca görsel ayetlerin yanından geçip gittiler de ilgilenmediler. Bunca âyet onlara hiçbir şey söylemedi. Bu âyetlere tutuna tutuna bu âyetlerin sahibine kulluğa yönelmediler. Allah onlara kalp vermişti, akıl vermişti, anlayış ve kavrayış vermişti. Ama onlar bu nîmetleri kulluğun ötesinde başka yerlerde kullandılar. Herkese ve her şeye açtıkları o kalplerini Rablerine ve Rablerinin âyetlerine açmadılar. Herkese ve her şeye gönül verdiler, ama onun sahibine gönül vermediler. her şeye ve herkese kulak verdiler, ama kulaklarının da kendilerinin de sahibi olan Allah’a, O’nun âyetlerine, O’nun elçisinin mesajına kulak vermediler. Allah’ın verdiklerini Allah yolunda kullanmadılar da böylece esfel-i safiline indiriverdiler kendilerini. Çünkü kullanılmayan nîmetleri alıverir Allah. İnsanlar Allah’ın kendilerine lütfettiği nîmetleri kullanmayarak insanlık değerlerini düşürmeye kalkışırlarsa Allah da onları onlardan geri alıverir de onları hayvanların da altına indiriverir. İşte bunlar Allah’ın kendilerin everdiği kalplerini, akıllarını Allah’a kulluk yolunda kullanmadıkları için Allah’ın kalplerini mühürlemiş olduğu, bunun için de kendi hevâ ve heveslerine uyarak insanlıktan çıkmış kimselerdir. İşte onlar böyle söz anlamaya yanaşmadıkları için, istifade et-mek üzere, iman etmek ve amel etmek üzere dinlemedikleri için Allah onların kalplerini mühürleyivermiştir. Yâni dinlemek ve anlamak için kendilerine verdiği hassalarını kullanmadan yana olmadıkları için Allah da bu hassalarını onlardan alıvermiştir. Kalplerine mühür vurmuştur Allah, çünkü bu adamlar Allah’ın kendilerine verdiği kalplerini kullanmak istememişlerdir. Allah böyle davranan kimselerin kalplerini mühürlerken, insanî özelliklerini alıp onları duymaz duygulanmaz hay-vanlardan daha aşağı varlıklar haline getirmektedir.