55. “Göklerde ve yerde olan Kimseleri Rabbin daha iyi bilir. Andolsun ki peygamberleri birbirinden üstün kılmış ve Dâvûd'a Zebur vermişizdir.” Sen bilemezsin, ama Rabbin göklerde ve yerde olanları en iyi bilendir. Andolsun ki Biz Nebilerden bir kısmını diğerlerinden üstün kıldık. İşte o üstün kıldıklarımızdan birisi de Dâvûd’dur. Biz Ona Zebur’u vermişizdir. Daha küçük yaşlarında, çocuk yaşlarında Talût’un komutasında bir ordunun içindeydi Dâvûd. Müslümanlar bir özgürlük savaşının içindeydiler. Çeşitli denemelerden geçirilerek elenen ve çok az sayıda yiğitler olarak Calut’un ordularının karşısına dikilen müslümanlar Allah’ın yardımı ve desteğiyle düşmanlarına galip gelirler. İşte bu savaşta henüz çok küçük yaşlarda olan Dâvûd (a.s) elindeki sapan taşıyla o günün en güçlü komutanı olan Calut’u öldürür. Ve böylece Dâvûd (a.s) Allah’ın mülk ve saltanatına lâyık hale gelir. İsrâil oğulları Mûsâ (a.s)’dan sonra yeryüzünde en zirvede bir güç ve saltanata kavuşurlar. Rabbimiz elçisi Dâvûd (a.s)’a Zebur’u gönderir. Dâvûd (a.s) Rabbinden gelen bu kitaba sarılarak, güzel sesiyle bu kitabı insanlara okuyarak, duyurarak yeryüzünde hem bir melik hem de bir peygamber olarak güzel bir hayat sürer. İşte kendisine böyle bir kitabın, böyle bir dünya saltanatının verilmesi bir üstünlük anlamına geliyor anlıyoruz. Nitekim kitabımızın başka âyetlerinde Rabbimiz Mûsâ (a.s)’la konuştuğunu, Îsâ (a.s)’ı Ruh’ul Kudüs’le desteklediğini, İbrâhim (a.s)’ı tüm insanlığa imam ve önder yaptığını haber veriyor. Allahu âlem işte peygamberlerden kimilerine verilen üstünlüğü böyle anlamaya çalışıyoruz.