60. “Sana: “Rabbin şüphesiz insanları kuşatmıştır” demiştik; sana gösterdiğimiz rüya ile Kur’an'da lânetlenmiş ağaçla sadece insanları denedik. Biz onları korkutuyoruz, fakat bu onlara büyük taşkınlık vermekten başka bir şeye yaramıyor.” Peygamberim, Biz sana demiştik ki, şüphesiz Rabbin insan-ları tamamıyla kuşatmıştır. Rabbin kuvvetlidir, Rabbin güçlüdür. Biz sana şu rüyayı da göstermiştik. Bu rüyayı insanlar için bir deneme sebebi kıldık, bir imtihan aracı yaptık. O melun ağacı, o lânetlenmiş ağacı da insanlar için bir imtihan konusu yaptık. Biz onları korkuturuz. Fakat bu onlara büyük taşkınlık vermekten başka bir şeye yara-mıyor. Yâni biz bu denememizle istiyoruz ki insanlar akıllarını başlarına alsınlar, iman etsinler, ama olmuyor işte. Tamamen aksine onların tuğyanlarını, azgınlıklarını artırıyor. İsyandan başka bir işe yara-mıyor. Bu rüya Rabbimizin kulu ve elçisi Muhammed (a.s)’ı gece vakti Mescid-i Haram’dan alıp Mescid-i Aksâ’ya getirip, oradan da yedi kat semaya çıkarması, çok enteresan sahneleri göstermesi, Sidre-i Münteha’ya kadar Cibril (a.s) la birlikte ulaştırması ve oradan sonrası için Rasûlullah efendimizi tek başına yolculuğuna devam ettirmesi ve âyetlerini ona göstermesi yolculuğudur. Yâni Mi’râc yolculuğudur. Bu yolculukta bildiğimiz gibi Rab-bimiz peygamberine cennetini, cehennemini göstermiş, daha başka âyetlerini göstermiş, ve bunu insanlar için bir deneme sebebi, bir imtihan vasıtası yapmıştır. Kimileri Rasûlullah demişse doğrudur deyip hemen iman etmişler, kimileri de nasıl olur böyle bir şey? diyerek inkâr etmişlerdir. Müslümanlar gerçek bir müslümanlık tavrı sergilerlerken, kâfirler ve müşrikler de küfür ve şirklerine uygun bir tavır sergilemişlerdir. Lânetlenmiş ağaç da cehennemde bir ağaç, yâni zakkum ağacıdır ki onun imtihan sebebi olması da, Mekke müşrikleri bunu duyunca şöyle demeye başlayıverdiler: Yâni bu nasıl bir iştir? Muhammed hem cehennemin ateş oluşundan söz ediyor, hem de o ateşin içinde bir ağaçtan söz ediyor. Böyle bir şey nasıl olabilir? Yanan bir ateşin arasında ağaç olur mu? diyorlardı. Allah’ın gücünü, kudretini anlayamıyorlar, takdir edemiyorlardı. Allah’ın azap şeklini bilemiyor-lardı. Allah’ı tanıyamıyorlardı. Rablerini tanıyamamanın yanılgısını yaşıyorlardı. İşte buda böyle bir imtihan konusu, bir deneme sebebi oluyordu.