80. “De ki: “Rabbim! Beni dahil edeceğin yere hoşnutluk ve esenlikle dahil et; çıkaracağın yerden de hoşnutluk ve esenlikle çıkar. Katından beni destekleyecek bir kuvvet ver.” De ki peygamberim, Rabbim beni girdireceğin yere esenlik ve hoşnutlukla girdir, çıkaracağın yerden de yine esenlik, güvenlik ve hoşnutlukla çıkar. Veya Rabbi bana katından destekleyici bir kuvvet ver. Katından bana bir sulta, bir destekçi ver ya Rabbi. Evet girdireceğin yere beni güzellikle idhal buyur, çıkaracağın yerden de beni doğrulukla çıkar ya Rabbi. Bana destek ol ya Rabbi. Beni yalnız bırakma ya Rabbi. Hep benim yanımda, benim desteğimde, benim yardımımda ol ya Rabbi. Bu emrin verilişinden anlıyoruz ki artık Rasûlullah efendimize hicret yaklaşmıştı. Sanki Rabbimiz bu ifadeleriyle peygamberimizi hicrete hazırlıyordu. Ey peygamberim nerede ve hangi durumda olursan ol devamlı hak üzere olmalısın, hakkı takip etmelisin. Bir yere girerken, bir yerden çıkarken hep Rabbin için girmeli, Rabbin için çık-malısın. Tüm hareketlerinde, tüm eylemlerinde hakim güç Allah olmalıdır. Hicretinde de etkili varlık Allah olmalıdır. Allah için hicret et-melisin, Allah için yaşamalısın. Rabbimiz kendisine kulluğu rahat bir şekilde icra edemediği Mekke’den çıkarıp Medine’ye girdirecekti peygamberini. Mekke’den çıkışım güzel olsun, çıkışım Senin için olsun, Medine’ye girişim de Senin için olsun dedirtiyordu peygamberine. Mekke’den kimsenin ha-beri olmadan güzel bir şekilde çıkarılacak ve Medine’ye de çok emin, çok güzel bir şekilde girdirilecekti Allah’ın Resûlü. İyi karşılanacaktı Medine’de. Medine’de Allah egemenliğinde çok güzel bir hayatı olacaktı. Allah ona orada güç ve kuvvet verecek, yoluna baş verecek sahabe lütfedecek, devlete ulaşacaktı. Ve aynen buyurduğu gibi olmuştur. Sonra yine Medine’den güzellikle çıkacak Mekke’ye güzellikle büyük bir zaferle tekrar girecekti. Sonra Mekke’nin fethiyle beraber tüm Suudi Arabistan’ın her tarafına güzellikle girecek, her tarafını güzellikle fethedecekti. Artık güç ve kuvvet peygamberin ve beraberindeki müslümanların olacaktı. Sonra büyük halîfeleri döneminde de müslümanlar dünyanın pek çok yerlerine güzellikle gireceklerdi. Evet bütün bunlar sadece Allah’tan istenmeliydi. Bütün bunları lütfetme gücüne sahip olan sadece Allah’tı. Rasûlullah efendimize ve tabii onun şahsında bizlere istenecek makamı gösteriyordu Rab-bimiz. Biz de nerede, hangi konumda olursak olalım, nereye girersek girelim, nereden çıkarsak çıkalım hep bizi rızasına uygun olarak girdirip çıkarması için Rabbimize dua edeceğiz, Rabbimizden güç ve kuv-vet isteyeceğiz. Çünkü bulunduğu ortamda, yeryüzünde Allah’ın egemenliğini, İslâm’ın otoritesini gerçekleştirmek zorunda olan müslü-manın güç ve kuvvete ihtiyacı vardır. Bir yerde Allah’ın dinini hakim kılmak için elbette sadece tebliğ ve uyarı yeterli olmayacaktır. İşte bu duayı peygamberine ve onun şahsında bizlere öğreten Rabbimiz bu gücün önemine de dikkat çekmektedir.