İsrâ Suresine Dön

İsrâالإسراء

92. Ayet

92İsrâ Suresi

اَوْ تُسْقِطَ السَّمَٓاءَ كَمَا زَعَمْتَ عَلَيْنَا كِسَفًا اَوْ تَأْتِيَ بِاللّٰهِ وَالْمَلٰٓئِكَةِ قَب۪يلًاۙ

“Yahut iddia ettiğin gibi gökyüzünü üstümüze parça parça düşürecek veya Allah’ı ve melekleri (gözle görecek şekilde) karşımıza getireceksin.”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

89,92. “Andolsun ki, biz Kur’an'da insanlara türlü türlü misal gösterip açıkladık. Öyleyken insanların çoğu nankör olmakta direndiler. Şöyle söylediler: “Bize, yerden kaynaklar fışkırtmadıkça sana inanmayacağız veya hurmalıkların, bağların olup, aralarında ırmaklar akıtmalısın. Yahut da iddia ettiğin gibi, göğü tepemize parça parça düşürmeli, ya da Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmelisin.” Andolsun ki Biz bu Kur’an’da insanlar için her türlü misali, örneği gösterdik, açıkladık. Bu akılsızlar reddede dursunlar bu kitabı. Onlar çabalaya dursunlar bu kitabın bir benzerini meydana getirmeye. Onlar inkâr ede dursunlar bu kitabı. Araya dursunlar bu kitabın dışında başka bilgi kaynaklarını. Araya dursunlar bu kitabın dışında şifalar, problemlerine çareler. Onlar isyan ede dursunlar Allah ve elçisine. Kıymetini anlamasınlar bu Allah vahyinin. Ama onlara karşı sonsuz merhamet sahibi olan Rabbimiz yine onlara kitabını indiriyor. Onların buna lâyık olup olmadıklarına bakmadan yine onlara rahmetini, şifasını ulaştırmaya devam ediyor. Onların akıllarını erdirecek, onları adam edecek her bir güzel misallerini, her bir güzel örneklerini onlara ulaştırıyor. Lâkin insanların pek çoğu bütün bu nimetlerin sahibi olan Allah’a, Onun kitabına, Onun elçisine karşı kâfirce, nankörce yüz çeviriyorlar. Halbuki Allah’ın vahyine, Allah’ın bilgisine teslim olup boyun eğiverselerdi, hayatlarını onunla yaşayıverselerdi elbette kendileri için, dünyaları ve âhiretleri için çok güzel olacaktı. Ve bakın bunun için bir takım şartlar ileri sürdüler. Garip bir şey değil mi? Allah vahiy göndersin, Allah merhamet edip kitap göndersin, elçi göndersin sonra da insanlar merhameti sonsuz olan Allah’ın kitabına, dinine ve peygamberine karşı böyle davransınlar. Kendilerince bir sürü eften püften gerekçeler bularak Allah’ın kitabını reddetsinler. Bakın gerekçeleri de şöyleydi. Dediler ki: Ey Muhammed, yeryüzünde bizim için bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla iman etmeyeceğiz. Sen bizim için yeryüzünde pınarlar akıtacak, kaynaklar çıkaracak, nehirler akıtacaksın, sana ancak o zaman iman ederiz. Yahut senin yeryüzünde hurma ve üzüm bahçelerin olacak, o bahçeler arasında da ırmaklar akıtmalısın. Yahut da şu bizi tehdit edip durduğun gibi, iddia ettiğin gibi gökten üzerimize parçalar düşürürsün, yâni göğü üzerimize düşürürsün, üzerimize bir azap indirirsin, yahut Allah’ı ve meleklerini karşımıza getirirsin, şahit tutarsın ancak o zaman seni kabul ederiz. Şu ukalalıklarına bakın. Şu isteklerine bakın. Kimden istiyorlar bunu? Peygamberden. Kendileri gibi bir beşerden istiyorlar bunları. Allah’tan istenmesi gereken bir şeyi peygamberden istiyorlar akılsızlar.