97. “Allah'ın doğru yola eriştirdiği kimse hak yoldadır. Kimleri de saptırırsa, artık onlar için Allah'tan başka dostlar bulamazsın. Biz onları kıyâmet günü yüzükoyun, körler, dilsizler ve sağırlar olarak haşr ederiz. Varacakları yer cehennemdir. Onun ateşi ne zaman sönmeye yüz tutsa hemen alevini artırırız.” Evet kendi hür iradesiyle hidâyeti tercih edip de Allah’ın da tercihini onayladığı kimse hidâyette, hak yoldadır. Kim de tercihini dalâletten, sapıklıktan yana kullanmış da Allah da onun bu tercihini onaylamışsa, böylece onu saptırmışsa artık onun için de Allah’tan başka dostlar bulamazsın. İşte Rabbimizin lütfu. Demek ki kim Rabbimizin aramızdan seçtiği bir beşerin, güvenilir, emin bir elçinin peygamberliğini kabul edenler, böylece onun getirdiği hidâyeti kabul edenler kendi lehlerine hidâyete ulaşmışlar, kabul edemeyenler de kendi aleyhlerine dalâleti tercih etmiş oluyorlar. Rabbimiz her iki tarafın da tercihlerini onaylı-yor. Kim dalâleti tercih eder de Allah da onu saptırmışsa, onun tercihini onaylamışsa artık onu hidâyete ulaştıracak kimse bulamazsın. Allah’ın saptırdığına kim hidâyet edebilir? Allah’ın duyurmadığına kim duyurabilir? Allah’ın göstermediğine kim gösterebilir? Allah’ın diriltmediğini kim diriltebilir? Allah korusun, onları kıyâmet günü bu tercihlerinin karşılığı olarak yüzleri üzerinde körler, tatlar, sağırlar olarak haşr edeceğiz buyuruyor Rabbimiz. Yüzüstü tepetaklak gelmiş bir şekilde haşr edeceğiz buyuruyor. Çünkü onlar dünyada da Allah’a karşı, Allah’ın kitabına, Al-lah’ın elçisine karşı kör, sağır ve tat olarak davranmışlardı. Allah’ın kendilerine lütfettiği azalarını kullanmamayı tercih etmişlerdi. İşte bu yüzden onların akıp dolacakları yer cehennemdir. O cehennemin ateşi ne zaman biraz sönmeye yüz tutmuşsa Biz onun alevini, ateşini, hararetini biraz daha artıracağız buyuruyor Rabbimiz. Dünyada Allah’ın uyarılarına, Allah’ın âyetlerine karşı kör ve sağır davranan kimselerin akıbeti işte budur.