Kâf Suresine Dön

Kâfق

10. Ayet

10Kâf Suresi

وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَض۪يدٌۙ

Üst üste binmiş tomurcukları ile uzun hurma ağaçlarını da…

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

9-11. “Gökten bereketli bir su indirdik, kullara rızık olmak üzere onunla bahçeler, biçilecek taneli ekinler, küme küme tomurcukları olan boylu hurma ağaçları yetiştirdik. O su ile ölü yeri dirilttik. İşte insanların diriltilmesi de böyledir.” Muhakkak ki biz gökten bereketli bir su indirdik. Gökten mübarek, berekete kaynaklık eden bir su indirdik. Hayat veren bir su indirdik. Onunla kullarımıza rızık olacak bağlar, bahçeler, ekinler, hububatlar yetiştirdik, lütfettik. Biçilecek buğdaylar, arpalar, ekinler lütfettik. Bunları da insanların gözleri önünde birer âyet olarak sunduk. Bu âyetlerimizi de mi görmüyor bu adamlar? Bu âyetler üzerinde de mi düşünmüyorlar? Bunlar da mı bir şey ifade etmiyor bu adamlara? Hiç düşünmüyorlar mı? Gökyüzünden Rabbimiz şu suyu indirmeseydi bir damla su bulabilecekler miydi bu adamlar? Yeryüzünden bitkileri çıkarmasaydı, buğday bitirmeseydi bir tek buğday tanesi bulabilecek, yaratabilecekler miydi? Ne yiyeceklerdi? Nasıl yaşayacaklardı? Hiç düşünmüyor mu bu adamlar? Yine yüksek yüksek hurma ağaçları da bizim âyetlerimizdendir. “Yüksek yüksek salkımları birbirleri üzerine binmiş, tomurcuk yüklü bir özelliğe sahip olan bu hurma ağaçları da üzerinde düşünmeniz gereken birer âyetimizdir,” diyor Rabbimiz. Tüm bunlar sizin için bir rı-zık, bir âyet değil mi? Tüm bu âyetlerini, bu rızıklarını Rabbiniz elinizden alıverse, kim bunlara sahip olabilir? Bina ettiği şu gökyüzünü üzerinize yıkıverse, Rabbinize kim engel olabilir? Altınıza serdiği şu arzı altınızdan çekip kaydırıverse Rabbinizi kim durdurabilir? Kim ayakta kalabilir? Gökyüzünden indirdiği hayat veren şu suyu geri alıverse kim indirebilir onu? Yeryüzündeki meyvelerini, bitkilerini yok ediverse kim getirebilir oları size? Tüm bunlar Allah’ın âyetleri değil mi? Tüm bu Allah âyetlerine karşı gözlerini, kulaklarını kapatarak, tüm bu âyetleri kendilerine sunan Rabblerine karşı nankörce bir tavır takınarak kendi elleriyle biçtikleri o buğdayların, o ekinlerin, o hurma ağaçlarının sahipleri olarak kendilerini görerek, tüm bu âyetlerin gerçek sahibinin, gerçek Rezzak’ın Allah olduğunu unutarak bir hayat yaşıyorlar. Tüm bunların birer Allah âyeti olduğunu ve kendilerine bunca lütuflarda bulunan Rabblerini hesaba katmadan bir hayat yaşıyorlar. Ölü bir dünyayı diriltmesi, diriliğe kavuşturması da bir âyet değil mi? Tüm bu âyetler insanların ölümlerinden sonra tekrar diriltileceklerine bir delil değil mi? Öldükten, toprak olduktan sonra nasıl diriltileceğiz? Böyle bir şey nasıl mümkün olabilir? diye soranlara karşı tüm bunlar birer cevap teşkil etmiyor mu? O çok uzak gördükleri dirilişe birer âyet değil mi bunlar? İşte çıkış böyle olacak. İşte diriliş böyle gerçekleşecek. Gerçekten mükemmel bir cevap. Rabbimizin cevabı gerçekten iş bitirici, susturucu bir cevap değil mi? “İşte ölümünüzden sonra dirilişiniz de böyle olacaktır. Gökten sizin için su nasıl inmişse, yeryüzü sizin için nasıl yayılıp serilmişse, dağlar orada denge unsuru olarak nasıl yaratılmışsa, yıllarca su görmemiş bir çöl ortamında nasıl birdenbire otlar çıkıp hayat beliriveriyorsa, aynen bunun gibi yıllarca toprak altında kalmış insanlar da Allah’ın emriyle, Allah’ın rahmetiyle birdenbire bir başka dünyaya, bir başka hayata dirilecekler,” diyor Rabbimiz. Bundan sonra tarihin derinliklerine inerek Rabbimiz bize hidâyet olacak âyetler sunacak: