17,18. “Sağında ve solunda, onunla beraber oturan iki alıcı melek, yanında hazır birer gözcü olarak söylediği her sözü zapt ederler.” İnsanın sağında-solunda onunla beraber olan, onunla beraber oturan iki melek vardır. Onun amellerini, iyiliklerini, kötülüklerini tespit etmektedirler. Peki ey insanlar, sizler biliyor muydunuz bunu? Haberiniz var mıydı sizinle birlikte meleklerin bulunduğundan? Bunu bilebilme imkânınız var mıydı? Hangi bilgilenme yöntemiyle ulaşabilecektiniz bu bilgiye? Allah bilgisi olmasaydı, Rabbiniz bu âyetleriyle sizi bilgilendirmeseydi nereden bulabilecektiniz bu bilgiyi? Kim öğretebilecekti size bunu? Aklınızla mı bulabilecektiniz? Duyularınızla mı? Teknolojilerinizle mi? Bilgisayar sistemlerinizle mi? Vahyi devre dışı bırakan şu materyalist bilgilenme yöntemleriyle mi? Hayır hayır, bu bilgiye sadece vahiyle ulaşabilmekteyiz. Bakın vahiy diyor ki, “sizin sağınızda-solunuzda iki melek vardır ki, bunlar sizin amellerinizi tespit ediyorlar. Tüm hayatınızı, tüm yapıp ettiklerinizi yarın görüntüleyecekler, yarın gözünüzün önüne serecek bir biçimde hazırlıyorlar onları, kayıt altına alıyorlar. Sizin cennet, ya da cehenneme gidişinizin raporunu hazırlıyor, şâhitliğini yapıyorlar. Haberiniz var mı bundan? Bunun bilincinde olarak yaptıklarınızı bu bilgiye, bu imana bina ederek mi yapmaya çalışıyorsunuz?” İşte bu dünyada insana her şeyden çok lâzım olacak ve Allah’tan başka hiçbir kaynaktan öğrenme imkânımız olmayan Allah bilgileri… Allah kuluna şah damarından daha yakındır. İçinden geçirdiklerinin tümünü Allah bilmektedir. Hayatımızın tümünde bizler Rab-bimizin kontrolü ve murakabesi altındayız. Tüm vücudumuzda, tüm hayatımızda, tüm hareket ve eylemlerimizde O’nun yasaları hakîmdir. Hayatımız, varlığımız, varlığımızı sürdürmemiz, yememiz içmemiz, üşümemiz, acıkmamız, yatmamız, uyumamız, oturmamız, kalkmamız, kalbimizin çalışması, kanımızın hareket etmesi hep O’nun yasası gereğidir. İnsan her şeyiyle Allah’ın hakîmiyetine mahkumdur. Alıp verdiği nefesler bile O’nun kontrolü, izni ve hakîmiyetine tabidir. Her şey O’nun gücü ve tasarrufu altındadır. Her şey O’na boyun eğmiştir. Kahhâr olan, mutlak güç ve kuvvet sahibi olan Allah, sizin üzerinize koruyucular göndermektedir. Yeryüzünde yaşadığınız sürece işlediğiniz tüm amellerinizi tespit etsinler, sizi görüp gözetsinler, sizin amellerinizi yazıp muhafaza etsinler ve de sizleri korusunlar diye meleklerini göndermektedir. “İnsan hiç bir söz söylemez ki yanı başında onu zapteden bir melek bulunmasın.” İnsan hiçbir söz söylemez ki, hiçbir kelime ko-nuşmaz ki yanı başındaki gözetleyiciler hemen onu yazmış olmasınlar. İnsanın yanında konuştuklarını anında yazan hazır bir gözetleyici vardır. Ne söylersek, ne konuşursak hemen anında onu görüntüleyecek melekler gözetiminde bir hayat yaşamakta olduğumuzu bir an bile unutmamalıyız. İşte bütün bunlar Allah’ın bizim üzerimizde hakîmiyetini, Kah-hâr oluşunu, bizi kendi halimize bırakmayıp sürekli bizimle diyalog ha-linde oluşunu, bizim hayatımıza karıştığını ve bizim her anımızı kontrol ettiğini gösterir. Hiç kimse bir tek saniye bile kendi başına değildir. İnsanın her hareketini kontrol eden, her nefesini sayan melekler vardır yanında. Zaten İslam’daki melek inancının odak noktası da budur. Yani öyle bir Allah’a inanacağız ki, Allah, melekleri vasıtasıyla sürekli bizimle diyalog halinde olan bir ilâhtır. Kimilerinin iddia ettiği gibi dünyayı yaratmış, yorulmuş, köşesine çekilmiş, dünyayla ilgilenmeyen ve ne haliniz varsa görün, bildiğiniz gibi yaşayın diyen bir Allah değil… Böyle bir Allah’a inanacağız. Değilse, “nasıl yaşarsanız yaşayın beni ilgilendirmez! Hukukunuz, ticaretiniz, kılık-kıyafetiniz, eğitiminiz, siyasal yapılanmanız, kazanmanız-harcamanız nasıl bilirseniz öyle olsun, beni ilgilendirmez!” diyen bir Allah değil… Evet, Melekleri olan ve bu melekleri vasıtasıyla yeryüzünde aranızdan seçtiği kullarına vahiy gönderen, bununla bizi sorumlu tutan, ne yapacağımızı, nasıl yaşayacağımızı, nasıl bir hayat programı takip edeceğimizi bize ulaştıran bir Allah’a iman edeceğiz. Bu âyetten anlıyoruz ki insan tüm hayatı boyunca Allah’la beraberdir. Yaratıcısı sürekli onunla beraberdir. Sürekli onun üzerinde hakîm ve gözetleyicidir. Yalnız ve başıboş değildir insan; yaratıcısından kesinlikle uzak bir hayat yaşayamaz. Yaratıcısının kendisi adına seçtiği hayat programından habersiz bir hayat yaşayamaz. Meleklerden de kesinlikle kendisini soyutlayamaz. Etrafında kendisini koruyan, amellerini yazan, ölür ölmez kendisini hesaba çekecek olan melekler vardır. Ona hayatını düzenleyecek vahiy getiren melekler vardır. Yağ-murunu yağdıran, rüzgarını estiren ve tüm çevresini şekillendiren melekler vardır. Unutmayalım ki bizler sürekli Allah kontrolünde, Allah gözetimindeyiz. Bunu bir saniye bile hatırımızdan çıkarmamalıyız. Yeryüzündeki sahte tanrıların, yapay tanrıların gözetleyiciliğinden korkarak onlara ters düşmemek, yeryüzü egemenlerinin yasalarına ters düşmemek, onların gazabına uğramamak, onlarla bir çatışma içine girmemek gibi bir endişe taşıyan insanlar unutmasınlar ki, onlar Allah değildir. Onlar sizleri hiçbir zaman mutlak göremezler. Yeryüzü tanrılığına soyunanların, yeryüzü gözetleyiciliği iddia edenlerin gözleri kördür, kulakları sağırdır. Onların hiçbir güçleri, kuvvetleri yoktur. Şunu da unutmayın ki onların size ulaşabilecekleri en son nokta, sadece sizleri öldürüp bu dünyadan uzaklaştırmalarıdır. Ama sizin kendisinden hiçbir zaman kaçıp uzaklaşamayacağınız gözetleyiciler ise, sağınızdaki-solunuzdaki meleklerdir. Sizi sürekli kontrol altında tutan, size sizden, şah damarınızdan daha yakın olan Allah’tır. Bu şahitler unutmayın ki sizin her şeyinizi, duygularınızı, düşüncelerinizi, amellerinizi, eylemlerinizi, sözlerinizi, kelimelerinizi birer birer tespit ediyorlar. İşte bunlar bizi Rabbimize imana, Rabbimize kulluğa ve teslimiyete sevk edici âmillerdir. Böyle bir imanla, böyle bir şuurla, böyle bir teslimiyetle, Allah kontrolünde, melekler kontrolünde bir hayat yaşadık, bir ömür tükettik, şimdi de sıra bu ömrümüzün hesabına geldi. Bakın Allah buyuruyor ki: