22. “Ona: “Andolsun ki, sen, bundan gafildin; işte senden gaflet perdesini kaldırdık, bugün artık görüşün keskindir” denir.” “Andolsun ki sen bundan önce gafildin, gaflet içindeydin.” Ölümü hesap etmiyordun, ölüm ötesi hayatı hesap etmiyordun. Dirilişi gündeme almıyordun. Hesaba çekileceğini göz ardı ediyordun. Bu günü hesap etmeden yaşıyordun. Allah’ın dünyada imtihan için sana verdiği elindeki güç ve kuvvetinle, egemenlik ve saltanatınla insanlara zulmediyordun. İnsanlara Allah’ın yapacağı azabın benzerini yapmaya çalışıyor, işkence ediyordun. Dünyadaki gücünün, kuvvetinin hiç bitmeyeceğini, kimsenin sana hesap sormayacağını zannediyordun. Ama işte şimdi senin gaflet perdeni açtık, araladık ve gözün bugün artık aydınlıktır. Artık bugün görüşün, görüş gücün oldukça keskindir. Her şeyi görüyorsun artık. Allah’ın elçilerinin sana haber verdiği, ama senin inatla, kibirle yalanladığın her şey işte gözünün önünde. İşte âhiretle, işte mahşerle, işte hesap-kitapla, işte cennet ve cehennemle karşı karşıyasın. Açıldı mı şimdi gözlerin? Görüyor musun artık bunları? Daha önce yumuyordun bunlara gözlerini. Dünyada yumuyordun Allah âyetlerine karşı gözlerini. Kitaba karşı gözlerini kapatıyordun. Allah’ın kâinattaki meşhûd âyetlerine gözlerini kapatıyordun. Bakmak istemiyor-dun semâvât ve arzdaki görsel âyetlere. Kulaklarını metlûv âyetlere tıkıyordun. Duymak ve dinlemek istemiyordun kitabın âyetlerini. Duymak, işitmek, bilmek, anlamak, öğrenmek istemiyordun ölüm ötesi hayatın haberlerini. Tahammül edemiyordun bunlara. Haydi söyle ba-kalım, görüyor musun şimdi? Gerçek miymiş bu kitabın haberleri? Gerçek miymiş peygamberlerin uyarıları? Var mıymış diriliş? Var mıy-mış hesap? Var mıymış cennet ve cehennem? İyi bak şu cennete, çünkü bu ilk ve son görüşün olacak. İyi bak, çünkü onu bir daha göremeyeceksin. İyi bak cehenneme çünkü orası senin ebedî azap mahallin. İyi bak, çünkü oradan asla ayrılmayacaksın.