35. “Orada dilediklerini bulurlar. Katımızda fazlası da vardır.” Orada onlara diledikleri, arzu ettikleri, akla hayale gelmedik her şey vardır. Bulutlardan hûriler yağacak onların üzerine. Onlar ora-da sonsuz nîmetler içindedirler… Çünkü onlar orada Allah tarafından ağırlanmaktadırlar. Onlar için orada büyük bir ağırlanma vardır. Allah’ın zâtına layık bir ağırlanma… Onun için orada istedikleri, canlarının çektiği her şey vardır. “Şu da var mı? Bu da var mı acaba?” demeye gerek yoktur. Her şey vardır orada. Orada asla mahrumiyet yoktur. Orada üzüntü verici herhangi bir şey yoktur. Kur’an’ın başka bir yerinde Rabbimiz o mü’minler için “Tuhberûn” ifadesini kullanır. Bu ifade, Allah’ın nîmetlerinin insanın yüzüne, gözüne, gönlüne, benliğine sinmesi anlamına geliyor. Allah’ın nîmetlerinin eseri insanın yüzünde, gözünde ve tüm benliğinde hissedilecektir. Sevinçleri, memnuniyetleri, yüzlerinde, gözlerinde, hallerinde ve tavırlarında etrafa taşacaktır. Onları görenler her taraflarından bu nîmetlerin sevincinin aktığını hissedecek. Yani cennette Rabbinizin onlar için hazırladığı nîmetlerin eseri her hallerinden görünür biçimde sevindirileceklerdir. İkram olunacaklar… Cennet onlarla özdeş olacak, içlerine dışlarına sinecek ve tüm zerrelerinde etkisini gösterecektir. Cenneti kuşanacak, sevinci giyinecek, hep neşeli, hep canlı olacaklar. Allah’ın rahmeti onları çepeçevre kuşatacak ve Allah’ın nîmetleriyle iç içe olduklarını her an hissedecekler. Öyleyse ey Müslümanlar, istediğiniz gençlikse, dinçlikse hedefiniz cennet olsun, çünkü orada ihtiyarlamayacaksınız. Eğer istediğiniz ebedîlikse, hedefiniz cennet olsun, çünkü ölümsüzlük oradadır. Eğer hedefiniz güzellere sahip olmaksa hedefiniz, hesabınız cennet olsun. Çünkü aydan, güneşten daha güzeller oradadır. İstediğiniz mal, mülk, servet, saltanatsa, bilesiniz ki mülklerin, saltanatların en büyüğü, ebedî olanı oradadır. Üstelik cennete en son girecek kimsenin mülkü, dünyanın on misli olacak. Tüm bunları bilen, bunlara iman eden insanlar olarak acaba niye cennet hesabına girmiyoruz? Acaba niye cenneti unutup bir hayat yaşıyoruz? Niye hedefimiz cennet değil de dünya? Gerçekten bunu anlamak mümkün değil. İşte cennet böyle. Orada istediğiniz her şey var ve: “Üstelik daha da artıracağız,” diyor Rabbimiz. “İstediğiniz her şey orada var ve daha da artırması bize ait,” diyor Rabbimiz. Yani sizin nîmet olarak düşünemediğiniz, aklınıza bile getiremediğiniz nîmetler de vardır orada. Sübhanallah! Elhamdülillah! Allahu ekber! Haydi koşalım cennete! Haydi dünya için koşturduğumuzun daha fazlasıyla koşalım cennete… Haydi dünyaya harcadığımız, dünya için harcadığımız enerjilerimizi, gün ve gecelerimizi cennet için harcayalım. Dünya için harcadığımız zamanlarımızı, ekonomik güçlerimizi ge-lin cennet için harcayalım. Gelin aklımızı, fikrimizi, çoluğumuzu-çocu-ğumuzu cennet için yatırım yapalım. Her şeyimizi cennet için harcayalım. Hedefimiz, hesabımız cennet olsun. İşte cennete koşmak budur. Eğer böyle yapmaz da dünya için koşacak olursak, dünya için plan program yapar, ben dünyacıyım, ben dünyada ölümsüzüm demeye kalkışırsak, unutmayalım ki bizden öncekilerden niceleri helâk olmuştur.