Kâf Suresine Dön

Kâfق

8. Ayet

8Kâf Suresi

تَبْصِرَةً وَذِكْرٰى لِكُلِّ عَبْدٍ مُن۪يبٍ

(Allah’a) yönelen her kulun, (Allah’ın kudretini) görmesi ve (üzerinde tefekkür edip) öğüt alması için…

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

7,8. “Allah’a yönelen her kula öğüt ve bir belge olarak yeryüzünü yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her güzel türden yetiştirdik.” Yeryüzüne de bakmazlar mı bu insanlar? Gökyüzüne bak-mıyorlar da, yaşadıkları arzı da mı görmüyor bu adamlar? Yeryüzünde gezip dolaşmıyorlar mı? Bakın biz yeryüzünü nasıl yaymışız? Yeryüzünü nasıl gezilecek, tozulacak, oturulacak, yatılacak, dinlenilecek, istirahat edilecek hale getirmişiz? Yeryüzünü yayarak, sererek sizin yaşamanıza müsait hale getirdiğimizi, yeryüzünü sizin için daha sizi yaratmadan önce hazırladığımızı ve sizin için rahat edebileceğiniz bir beşik, bir yatak kıldığımızı görmüyor musunuz? Bakmıyor, düşünmü-yor musunuz? Rabbinizin bu yeryüzü âyeti üzerinde hiç kafa yormu-yor musunuz? Rabbinizin yeryüzünde sizin için her türlü ihtiyacı karşılayışını, her türlü yaşam rahatlığını hazırlayışını hiç anlamıyor musunuz? Orada, o yeryüzünde büyük büyük dağları da nasıl oturttuğumuzu, yeryüzünün dengesini sağlamak için, yeryüzünün temel direkleri olarak o dağları nasıl kazıklar olarak çaktığımızı görmüyor musunuz? Gök âyetlerine, yer âyetlerine bakmıyor mu bu insanlar? Yine yeryüzünde göz alıcı, iç açıcı her bir bitkiden nasıl çiftler var ettiğimizi, nebatat çıkardığımızı görmüyor mu bu kâfirler? Şu güzelim bitkilere, meyvelere, Allah’ın bu âyetlerine bakıp ta, çevrelerindeki Allah âyetlerini görüp de O’na iman ve kulluğa yönelemez mi bu adamlar? Halbuki bu âyetler basirettir, basiretleri açıcıdır. Gözleri, gönülleri açıcı zikradır, tezkiradır bu âyetler. Kimin için? Abd-i münîbler için. Allah’a yönelen, Allah’a imana, Allah’a teslimiyete, Allah’a kulluğa yö-nelen, Allah’tan başka Rabb, İlâh bilmeyen, Allah’tan başkaları önünde asla eğilmeyen, Allah’tan başkalarını dinlemeyen, Allah’tan başkasına güvenmeyen, hayat, ölüm, ecel, ilim, din, hayat programı, yasa belirleme, hidâyet, yol bulma, rızık konusunda sadece Allah’a güvenen, Allah’tan başkalarına asla güvenmeyen kullar için tezkiradır bu âyetler. Sadece Allah’a kul olanlar için zikirdir, basirettir. İşte bunlar, bu âyetler, dileyip öğüt almak isteyenler için, bu kitapla yol bulmak isteyenler için bir tezkiradır, zikradır. Tezkira, kişinin sürekli hafızasında canlı tutması ve hiç unutmaması gereken şey demektir. İşte Kur’an’la yol bulmak isteyenler için öncelikli olarak hatırında canlı tutulması gereken tezkiradır bu âyetler. Yani bu âyetler as-la unutulmaması gereken zikralardır. Çünkü bu âyetler hayatın kendileriyle düzenleneceği zikralardır. Ama bu âyetler sadece öğüt almak isteyenler için bir değer ifade eder. Dileyen Rabbine ancak bu âyetlerle yol bulabilir. Çünkü tezkirasız yol bulmak mümkün değildir. Tez-kirasız Allah’a yol bulmak ve O’na istediği biçimde kulluk yaparak O’-nun rızasını kazanmak mümkün değildir. Çünkü bu âyetler tezkiradır, haritadır, pusuladır, mihmandardır, yol göstericidir. Öyle değil mi? Hem bu kitabı tanımayacaksınız, hem kitabın âyetleriyle beraber olmayacaksınız, hem kitapsız bir hayat yaşayacaksınız, hem tezkirayla yol bulmaya çalışmayacaksınız, hem haritayı elinize almayacak, pusulaya müracaat etmeyecek, yani yol bilenin elinden tutmayacak, yolu yol bilene sormayacaksınız, hem de yol bulacaksınız. Mümkün mü bu? Öyleyse Rabbine yol bulmak isteyen bu kitapla sürekli beraber olmak zorundadır. Sürekli tezkirayla hareket etmeye çalışmak zorundadır. Bunun başka çaresi de yoktur, diyor Rabbimiz. Kulluğu sadece Allah’a yapanlardan başkaları asla bu âyetlerden istifade edemezler. Bu âyetler gözlerini onlara açan kullara geniş geniş ufuklar kazandıran birer zikirdir, zikradır, nasihattir, gündemdir. Ama insanoğlu Allah’ın bu âyetlerini bırakıp ta kendi icat etmiş olduğu âyetlerini putlaştırır, kendi kendisini tanrılaştırırsa, elbette bu âyetleri görmesi de, bu âyetlerin ona bir şey söylemesi de mümkün olmayacaktır.