9-11. Bu putperestlerden önce Nûh milleti de yalanlamış, kulumuzu yalanlayarak: “Delidir” demişlerdi, yolu kesilmişti. O da: “Ben yenildim, bana yardım et” diye Rabbine yalvarmıştı. Biz de bunun üzerine gök kapılarını boşanan sularla açtık.” Şimdi, şu anda kendilerine sunulan Allah bilgilerini, vahyi, peygamberi, âhireti, hesabı, kitabı yalanlayan şu Mekke kâfirlerinden önce Nûh toplumu da yalanlamıştı. Onlar da tıpkı bunlar gibi Allah’ın elçisini ve getirdiği Allah mesajını yalanlamışlardı. Yalanlamanın da ötesinde Nûh’a (a.s) bu bir delidir demişler ve tehditler ederek, baskılar uygulayarak onu konuşturmamaya, tebliğine engel olmaya çalışmışlardı. Yolunu kesmeye çalışmışlardı. “Ey Nûh! Eğer bu işe bir son vermezsen, şüphesiz taşlananlardan olacaksın,” dediler. “Seni recm-edeceğiz, canına okuyacağız,” dediler. Allah elçisinin varlığından, programından rahatsız olup, vazgeç bu peygamberlik işinden, diye sıkıştırdılar. Bizim şu andaki ömürlerimizi ona katlayacak bir zaman süresi içinde onlara karşı sabırla tebliğini sürdüren Nûh (a.s), bakın sonunda şöyle dua ediyordu: “Ya Rabbi ben mağlup oldum, bana yar-dım et. Ben bu zalimlerin haklarından gelemiyorum ya Rabbi! Bunların hakkından sen gel ya Rabbi!” Günler, aylar, yıllar, yüzyıllar geçmişti aradan, ama olmamıştı. Toplum adam olmamıştı. Allah’ın elçisi çırpındıkça onların fısk ve fücurları artmıştı. Onların küfürde ısrarları karşısında Allah’ın elçisi artık aciz kalmıştı. Tüm çırpınışlarına rağmen toplumda doğanlar kâfir doğuyor, ölenler kâfir ölüyorlardı. Yaşlılar çocuklarına, torunlarına kendi küfürlerini vasiyet ederek ölüyorlardı. Bu durumu gören yaşlı peygam-ber artık dayanamayarak işte bunları söylüyordu. İşi Allah’a havale ediyordu. “Ya Rabbi ben bittim, bana yardım et” diyordu. “Artık yeryüzünde bir tek kâfir bırakma ya Rabbi! Yeryüzündeki tüm kâfirlerin kökünü kes ya Rabbi! Çünkü eğer yeryüzünde onlardan bir tek ferd, bir tek aile bırakırsan onlar kâfirden başkasını doğurmazlar. Kâfirler, kâfir yetiştirirler, kâfir doğururlar. Kâfirlerin eğitimi insanların kâfirleşmesini sağlar. Kâfirlerin egemen olduğu yerde ancak kâfir yetişir. Bunlara fırsat verirsen yeryüzünde kâfir yetiştirirler ya Rabbi! Yeryüzündeki tüm kâfirleri yok et ya Rabbi!” diyordu. Rabbimiz buyurur ki, “bunun üzerine Biz de bardaktan boşanırcasına yağan yağmurlarla gök kapılarını açıverdik. Sanki gök yere boşalıyordu.”