Kamer Suresine Dön

Kamerالقمر

16. Ayet

16Kamer Suresi

فَكَيْفَ كَانَ عَذَاب۪ي وَنُذُرِ

Nasılmış benim azabım ve uyarım?

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

15-17. “Andolsun ki biz, o gemiyi bir ibret olarak bıraktık; öğüt alan yok mudur? Benim azabım ve uyarmam nasılmış? Andolsun ki Kur’an’ı, öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?” “Andolsun ki biz onu, o azabı, o helâki, o kurtuluşu, o gemiyi insanlara ibret olarak bıraktık.” Evet, bir helâk yasası anlatıldı. Bu yasada Allah ve elçisiyle savaşa tutuşanların yok edildikleri, Allah ve elçisinden yana olanların da gemide kurtuldukları açıklanıyor. Kâfirler, zalimler helâk edilirken, tercihini peygamber yolunda olmaya kullanan, oylarını peygamberin gemisinde, peygamberin terekesinde, peygamberin safında olmaya kullananlar kurtarılıyorlar. İşte kıyamete kadar bu helâk yasasından bu ibret bırakılıyor insanlara. Kıyamete kadar değişmeyecek bir yasadır bu. Kıyamete kadar peygambere iman edenler, peygamber safında yer alanlar, tercihlerini Allah ve elçisinden yana kullananlar kurtulacaklardır, buyurarak Rabbimiz gerek o günkü Mekke kâfirlerini, gerekse bugünkü kâfirleri uyarmaktadır. “Ey kullarım gelin bana kafa tutmaya kalkmayın! Gelin benimle savaşmaya kalkışmayın! Gelin o safta yer almayın! Gelin benim safımda yer alın, değilse siz bilirsiniz sizin de sonunuz onlardan farklı olmayacaktır” diyor. “İşte bu yasayı biz insanlara öğüt olarak bıraktık, öğüt alan yok mu? Bu helâk yasasını iyi bir şekilde değerlendirip tezkira yapan, kulaklarına, hafızasına kazıyan yok mu? Andolsun ki Biz bu Kur’an’ı öğüt olsun, tezkira olsun, pusula, harita, gündem, ibret olsun diye kolaylaştırdık. Onunla yol bulmak isteyenler, hayat programlarını ona sormak isteyenler, onu okuyup öğrenmek isteyenler, onu anlayıp uygulamak isteyenler için biz bu kitabı kolaylaştırdık,” diyor Rabbimiz. Okunması, öğrenilmesi, anlaşılması, ezberlenmesi, uygulanması, yaşanması kolay, istediği hayat kolay, her şeyi çok kolaydır. Allah onu bizim için kolaylaştırmıştır. Belki onu okurlar, anlarlar, zikrederler, zikir haline getirirler, hatırlarlar, kafalarında, kalplerinde canlı tutarlar da hayatlarını onunla düzenlerler diye. Belki onu tezkira yaparlar, kafalarında, kalplerinde hayat programı yaparlar da, haftalık ders programı gibi, günlük, aylık, haftalık sürekli bakılacak bir konuma getirirler diye Allah bizim için onu kolaylaştırmıştır. Kur’an öyle ol-malıdır zaten. Kur’an anlaşılıp hayat onunla düzenlenecek, kafalarda ve kalplerde canlı tutulacaktır. Çünkü hayat programıdır o. Ona bakılmadan, ona sorulmadan hayat yaşanmamalıdır. Çünkü bu kitap hayatımızın her bir saniyesinde bize yol gösterecek bir kitaptır. Allah, “biz onu sizler için kolaylaştırdık” diyor, ama unutmayalım ki; ona yönelenlere kolaydır bu kitap. Onunla ilgilenenlere kolaydır. Ona yönelenlerin hayatları kolaylaşacaktır. Bu âyet bundan sonra dört defa daha gelecek, önemine binaen Rabbimiz tekrar tekrar bu konuyu gündemimize getirecek. Kur’an; öğrenilmesi, okunması, ezberlenmesi ve hayata geçi-rilmesi kolay olan, Allah tarafından kolaylaştırılmış olan bir kitap oldu-ğu halde, Kur'an'ın zor olduğu, halkın anlamasının mümkün olmadığı belirli çevrelerce ısrarla belirtilmiştir. Kur'an'ın sadece okunması, ez-berlenmesi değil, aynı zamanda insanlar öğüt alsın diye kolayca anla-şılmasını sağlamak için Arapça indirildiği halde (44/Duhân, 58), kolay-laştırılmış Kur'an'ın yerine tavsiye edilen başka beşerî kitaplar dini zorlaştırmıştır. Ruhbanlık benzeri aşırılıklar yasaklanmış olmasına rağmen; çile, inzivâ hayatı, azîmet ve zorluğu tercih etmek gerektiği, zora tâlip olunmasının şart olduğu, kendine ezâ verme, bir lokma-bir hırka anlayışı, dinin zorlaştırılmasında büyük etkenlerdendir. Sözgelimi resmin ve müziğin her çeşidi haram kabul edilmiş, bazı yiyecek ve giyecekler dinden, hatta kutsal kabul edilmiştir. Allah ve Resûlü’nün haram kılmadığı nice hususlar, birçok yazarın eserinde ve konuşmacının dilinde haram ve günah ilan edilmiş, halk da "o haram, bu haram; şunu yapmak günah, bunu yapmak günah; İslâm'ı yaşamak mümkün değil, öyleyse boş ver gitsin!" demiştir.