18-22. “Âd milleti peygamberini yalanlamıştı; Benim azabım ve uyarmam nasılmış? Nitekim üzerlerine, in-sanları, sökülmüş hurma kütüğü gibi kopararak yere seren, dondurucu bir rüzgarı uğursuzluğu devam eden bir günde gönderdik. Benim azabım ve uyarmam nasılmış? Andolsun ki, Kur’an’ı öğüt olsun diye kolaylaştırdık; öğüt alan yok mudur?” Âd kavmi de Allah tarafından kendilerine gönderilen elçilerini, görevlendirilen peygamberlerini yalanladılar. Kendilerine Rabbleri tarafından bir rahmet kapısı olarak gönderilen Hûd’u (a.s) yalanladılar, onu ciddiye almadılar, yok farz ettiler, değer vermediler. Ya da kendilerine Rabbimiz tarafından pek çok peygamberler gönderildi de onların hepsini yalanladılar. Rabbimiz buyurdu ki, bakın bakalım benim azabım ve uyarmam nasılmış? Onların üzerlerine onları hurma kütükleri gibi yerden yere vuran, büküp büküp yere çalan dondurucu bir rüzgar gönderdik. Uğursuzluğu devam eden, uğursuzluğu sürekli olan bir günde o rüzgar onların işini bitiriverdi. Kitabımızın başka âyetlerinin beyanıyla bu rüzgarın adı Sarsar’dı. Taş yağdıran, donduran bir rüzgar ki, Rabbimiz yedi gün sekiz gece onların üzerlerine mûsâllat kılıverdi de, taş taş üstünde bırakmadı. Esip durdu onların üzerinde. Hepsi içi boş, içini kurt yemiş hur-ma kütükleri gibi yerlere seriliverdiler. 20-30 metre boyundaki insanlar yerle bir oluverdiler. Ne güçleri, kuvvetleri, ne medeniyetleri, teknolojileri onları kurtaramadı. Bir bakın Allah’ın uyarması ve azabı nasılmış? Âd kavminin cezası da böyle oldu. Allah ve elçisiyle savaşa tutuşan bir toplumun helâk yasası da böyle gerçekleşmiştir. Dünyayı cennetleştirme cinnetine kapılmış, dünyada ebedî kalacaklarmış gibi plan program yapmış olan bu toplumun cezası da böyle olmuş. Bu ceza onların büyüklenmeleri sebebiyle, müstekbirce davranmaları, Allah’a, Allah’ın kitabına ve peygamberlerine karşı eyvallahsız davranmaları sebebiyle gelmişti. Kendi güçlerine kuvvetlerine, medeniyetlerine, kendi yasalarına, kendi kanunlarına güvenerek Allah yasalarına karşı müstekbirce ve ihtiyaçsızca davrandıkları için Allah onlara bu azabı gönderiyordu. İşte öncekilerin başlarına gelenleri böyle son derece açık ve net bir biçimde ortaya koyarak insanlar öğüt alsınlar, kendilerinden öncekilerin düştükleri yanlışlara düşmesinler, kendilerini, geleceklerini zora sokmasınlar diye Biz bu Kur’an’ı kolaylaştırdık ama insanlar kolayı değil de zoru tercih ediyorlar, öğüt almıyorlar.