Kamer Suresine Dön

Kamerالقمر

43. Ayet

43Kamer Suresi

اَكُفَّارُكُمْ خَيْرٌ مِنْ اُو۬لٰٓئِكُمْ اَمْ لَكُمْ بَرَٓاءَةٌ فِي الزُّبُرِۚ

Sizin kâfirleriniz onlardan daha mı hayırlıdır? Yoksa sizin için Kitaplarda (azaptan kurtulacağınıza dair) bir beraat (belgesi) mi var?

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

41-44. “Andolsun ki, Firavun erkânına uyaranlar geldi. Mûcizelerimizin hepsini yalanladılar. Bunun üzerine onları güç ve kuvvet sahibi olana yakışır bir şekilde yakaladık. Ey Mekke putperestleri! Sizin inkarcılarınız bunlardan daha mı üstündür? Yoksa Kitaplarda size bir kurtuluş belgesi mi var ey Muhammed! Yoksa, “biz öç alabilecek bir topluluğuz mu diyorlar?” Andolsun ki Firavun ve toplumunu da uyaranlar geldi. Onlar da kendilerine gönderdiğimiz elçimiz Mûsâ’yı ve ona verdiğimiz dokuz mûcizeyi yalanladılar. Bunun üzerine adam olma yoluna girmemede direnen Firavun ve toplumunu güç ve kuvvet sahibi olan Rabbe yakışır bir şekilde suda boğuverdik. Şimdi bütün bu helâk yasalarına muttali olan, Allah’ın gücünü kuvvetini gören ey Mekkeliler, ey yirminci asrın kâfirleri söyleyin bakalım, sizin kâfirleriniz bu helâk olanlardan daha mı üstündür? Sizler bunlardan daha mı üstünsünüz? Ne zannediyorsunuz siz kendinizi? Ne farkınız var sizin bu öncekilerden? Ne ayrıcalığınız var sizin? Yani şimdi sizler de tıpkı o önceki helâk olanlar gibi tüm gâvurlukları yapacak, Allah’a ve elçisine kafa tutacak, Allah’ın istediği bir hayata yanaşmayacak, Allah’ın istemediği bir hayatı yaşayacak, içki, kumar, zina, zulüm gibi tüm haramları meşrulaştıracak, Allah’la, Allah’ın sistemiyle alay edecek, müslümanlara zulmedeceksiniz, sonra da bütün bunlara rağmen yine de berat edip helâkten kurtulacaksınız, öyle mi? Onlar biz güçlüyüz mü diyorlar yoksa? Öncekiler dağınıktı, öncekiler güçsüzdü, onun için Allah onlarla başedebilmişti. Halbuki şu anda bizler onlar gibi değiliz. Bizler birleştik, birleşmiş milletlerimizi kurduk, Nato’muzu kurduk, artık Allah bizimle asla başedemez mi de-mek istiyorlar? Yoksa kitaplarda bize bir kurtuluş belgesi mi var diyorlar? Yok-sa size bu kâfirlikleriniz karşılığında, Allah’ı, Allah’ın dinini, Allah’ın kitabını ve elçisini yalanlamanızın karşılığında hiçbir azap gelmeyeceğine dair kitapların birinde Allah’tan bir berat mı gelmiş? Bir garantiniz mi var sizin? Ne oluyor? Ne yapmaya, ne demeye çalışıyorsunuz siz? Bu konuda bu Allah âyetlerinden habersiz yaşayan kâfirler de, mü’-minler de büyük bir yanılgı içindedirler. İşte şu anda müslümanlıklarının farkında olmayan, Allah’ın kitabındaki bu âyetlerinin bilincinde olmayan kimi müslümanların şöyle serzenişlerine şahit oluyoruz: “Bu alçakların zulmü, Amerika’nın, Avrupa’nın zulümleri, bu yerli ve yabancı zalimlerin zulümleri Firavunların, Lût kavminin, Ad’ın ve Semûd’un zulümlerini de geçti. Bu adamlar Allah’la savaşa tutuştular, Allah’ın âyetlerini, Allah’ın sistemini reddettiler, yeryüzünde oluk oluk müslüman kanı akıttılar. Acaba ne zaman yıkılacak bu zalimler? Ne zaman helâk edecek Rabbimiz bu zalimleri? Bunlar hâlâ helâki hak etmediler mi?” Halbuki bu kitaptan habersiz yaşayan müslümanlar Rabbimizin sünnetini unutuyorlar. Halbuki Rabbimizin sünnetinde helâkten önce uyarılma şarttır. Bu kâfirler, bu zalimler bilmedikleri, gafil oldukları, beklemedikleri bir âkıbetle değil kendilerine apaçık âyetlerle bildirilen bir âkıbetle karşı karşıya gelmelidirler. Biz onları bu âkıbetle uyarabildik mi ki onların helâklerini bekliyoruz? Onlar önce açık açık Allah’ın âyetleriyle karşı karşıya getirilecek, kabul ettikleri zaman kurtuluşa erecek, reddettikleri zaman da helâki hak edecek ve ancak o zaman helâkleri gerçekleşecektir. Demek ki bütün mesele bugün bizim görevimizi yapmamıza bağlıdır. Değilse günümüz zalimlerinin öncekilere bir üstünlükleri de, ayrıcalıkları da, garantileri de yoktur. Öncekiler helâk edildiler de bunlar edilmeyecek mi yani? Ne ayrıcalıkları var bunların? Hayır hayır: