Kasas Suresine Dön

Kasasالقصص

26. Ayet

26Kasas Suresi

قَالَتْ اِحْدٰيهُمَا يَٓا اَبَتِ اسْتَأْجِرْهُۘ اِنَّ خَيْرَ مَنِ اسْتَأْجَرْتَ الْقَوِيُّ الْاَم۪ينُ

O ikisinden biri, “Babacığım! Onu ücretli işçi olarak tut. Senin işçi olarak tutacaklarının en hayırlısı, kuvvetli ve güvenilir olan kimsedir.” dedi.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

26. “İki kadından biri: "Babacığım! Onu ücretli olarak tut; ücretle tuttuklarının en iyisi bu güçlü ve güvenilir adamdır" dedi.” O kızlardan biri, Şuayb (a.s)’ın kızlarından biri dedi ki: Ey babacığım, Onu, Mûsâ’yı hizmetli tut. Bizim bir çobana ihtiyacımız var. İşlerimize yardımcı olacak birine ihtiyacımız var. Böyle birisi olmadığı için bizler erkekler arasında gidip gelmek, işlerimizi kendimiz görmek zorunda kalıyoruz. Namuslu, iffetli kızlar olarak bu bizim fıtratımıza, bizim kız olma yaratılışımıza terstir. Bu genci hizmetli tut ta bizim yap-mak zorunda olduğumuz işlerimiz bundan sonra o yapsın. Koyunlarımızı güdüp işlerimizi görsün. Gerçekten ücretli tuttuklarının en hayırlısı, güçlü, güvenilir bir adamdır bu dedi. Hem gençtir, hem de kavidir, kuvvetlidir, hem de emin bir kimsedir. Evet böylece yeryüzünün en güçlü devletinin sarayında prens olarak büyüyen Mûsâ (a.s) Medyen’de ihtiyar bir adamın yanında koyun çobanıdır. Yâni sarayda fıtrattan uzak bir atmosferde büyümüş ona Mûsâ (a.s) burada fıtrata dönecektir. Zulmün sarayında, insanları ezen, sömüren, zulmeden, asan, kesen, kendi rejimini ayakta tutabilmek için insanların kanlarını emen, insanları yoksul bırakan, insanları acımasızca öldüren bir zalimin sarayında asla öğrenmesi, kazanması mümkün olmayan özellikleri burada kazanacak. Burada çoban olarak hayvanları gütmeyi, onları korumayı, onları eğitmeyi öğrenecek, bir deneyimden geçirilecekti. Çünkü daha sonra O, insanları güdecek, in-sanları eğitecekti. Hakları, hukukları, özgürlükleri, namusları, iffetleri, her şeyleri ellerinden alınıp köle durumuna düşürülmüş bir toplumu, peygamber çocuklarını, İsrâil oğullarını özgürlüğe kavuşturmada, Firavun sisteminin çarkları arasından kurtarmada önderlik ve rehberlik görevini üstlenecekti. Sonra burada dağlarda açlığa, susuzluğa, mahrumiyetlere alışacak, sabrı ve metaneti öğrenecekti. Ve işte şu anda Mûsâ (a.s)’ın önünde bir başka dünya, bir başka hayat vardı. Evet Şuayb (a.s)’ın kızlarından birisinin teklifi ve baba tarafından değerlendirilmesine şahit oluyoruz. Kızcağızın babacığım onu ücretli tut. Çünkü O hem güvenilir, hem de emindir diyordu. Peki acaba bu kızcağız Mûsâ (a.s)’ın bu özelliğini nereden bilmiştir? Bunun cevabını tefsir kitapları şöyle verir: Hani Mûsâ (a.s) kuyunun kenarında insanlar koyunlarını sularlarken iffet ve hayaları yününden kenarda bekleyen, erkeklerin içine karışmayan o kızları gördüğü zaman onlara sizin burada ne işiniz var? Hiç kız çocuklarının erkeklerin arasında bulunması yakışır mı? Sizin gibi iffetli kızların böyle bir dünya endişesiyle, bir rızık derdiyle böyle bir duruma düşmesi yakışır mı? Benzer ifadesiyle sizin burada ne işiniz var da buradasınız? gibi bir ifadesine karşılık o kızcağızlar şöyle cevap vermişlerdi: Biz erkeklerin arasına karışmıyoruz. Ama bizim koyunlarımı sulayacak, bizim rızkımızı bize ulaştıracak başka kimsemiz yoktur. Babamız da ihtiyardır şeklindeki haklı mâzeretlerine binaen onların koyunlarını sulamaya yardım etmek istemiş ve onlarla konuşurken yüzlerine bile bakmamış, onlara onların iffet ve hayalarını zedeleyecek bir davranışta bulunmamış, kendisinin de iffetli ve hayalı olduğunu göstermişti ya işte kızcağız onun emin ve güvenilir bir kimse olduğunu buradan çıkarmıştır. Yine Onu babasına götürmek üzere kız onun önünden giderken, Ona mihmandarlık yaparken Mûsâ (a.s) ona şöyle demişti. Sen arkada kal, eğer ben yolumu şaşırırsam gerekirse sen arkadan taş atarak, ya da başka bir şekilde yolumu doğrult demişti ve namus gereği kızın arkadan gelmesini istemişti; işte bu da Onun eminliğinin bir başka deliliydi. Yine koyunların sulandığı ortamda kuyunun ağzındaki ağır bir taşı tek başına kaldırması da Onun güçlülüğüne bir delildi. Gerçekten Mûsâ (a.s) çok güçlüydü ki Firavun oğullarından bir kıptiye vurduğu bir tokat hemen oracıkta onu öldürüvermişti. Evet o kızcağız bütün bu değerlendirmelerle babasına böyle bir teklifte bulunmuş ve babası da dedi ki: