42. “Bu dünyada lâneti artlarına taktık; onlar kıyamet gününde de iğrenç kimselerden olacaklardır.” Ve bu dünya hayatında da onların arakasında lânet üstüne lânet kıldık. Arkalarındakiler onlara hep lânet okudurlar. Hep bir lânet takip etti onları. Kıyamet günü ise onlar en iğrenç, en çirkin kimseler olacaklardır. Allah’ın azabıyla karşı karşıya gelecekler, Allah’ın azabını tadacaklardır onlar. Evet Allah’ı reddeden, kendi Rablikleri, kendi tanrılıkları adına Allah’la ve elçisiyle savaşa tutuşan o alçaklar ebedîyen azap çekmek üzere cehenneme doğru yuvarlanıp giderlerken Mûsâ (a.s) ve beraberindeki müslümanlar da özgürlüğe doğru, sadece Allah’a kul olabilecekleri özgür bir ortama doğru yol alıyorlar. Bu sefer müslümanlar Mûsâ (a.s)’la birlikte bir zamanlar Mûsâ (a.s)’a vahyin geldiği tur dağının içinde bulunduğu Sina çölüne doğru yol alıyorlar. Çöl onlar için özgürlük yurdu, hidâyet yurdu olacak. Çöl onları bağrına basacak. Çöl onların özgürleşmesinde, Mısırdan getirdikleri köleliklerini atmalarına yardımcı olacak. Çöl Mûsâ (a.s)’a Tevrat’ın verilişine şahit olacak. Müslümanlar çölün ortasında bir kitaba ulaşmanın şerefini yaşayacaklar. Ve böylece ilk insan ve ilk peygamberden bu yana sinesinde insanlığı barındıran dünya Tevrat’la birlikte bir çağın kapanıp yeni bir çağın açılışını seyredecek. Ve işte Tevrat verildi bile: