45. “Ama Biz nice nesiller var etmiştik. Üzerlerinden yıllar geçti. Ey Muhammed! Sen, Medyen halkı arasında bulunup, onlara âyetlerimizi okumuyordun, fakat o haberleri sana gönderen Biziz.” Fakat daha sonraları, nice çağlar boyu niceleri yaşadılar, onlar bayağı bayağı da ömür sürdüler. Sen Ehli Medyen’deyken de Mûsâ’yla beraber değildin. Ya da sen de ehli Medyen’le birlik yaşamadın. Onlara sen âyetleri de okumadın. Ama bütün bu gerçekleri biz sana ulaştırıyoruz. Hemen hemen bütün tefsirlerde sen onlardan âyetlerimizi okuyarak öğrenmedin şeklinde tercüme etmişler. Bunun için nasıl bir ilgi kurdular bilmiyorum. Galiba mânâ tercümesi yapılmış, yâni muhtevanın tercümesi yapılmış. Çünkü âyetin geliş sebebi oydu ya. Sen bu âyetleri ne Meyden-de öğrendin geldin, ne Mısırdan aldın geldin, ne şurada bulunuyordun, ne Mûsâ ile beraberdin, ne Turdaydın, ne Firavunun yanı başındaydın. Bunların hiç birinden haberin yoktan dolayı onlar sana bu âyetleri öğretmediler diye tercüme edilmiş. Oysa âyetin lafzı herhalde şöyle olacaktır: Sen ne Medyen'de kalmıştın, ne de âyetleri onlara okumuştun. Medyen'de kalarak âyetleri onlara okunuş değilsin demek olacaktır âyetin mânâsı. Biz gönderiyoruz bunları Biz diyor Rabbimiz.