51. “Andolsun ki, Biz vahyi onlara art arda yetiştirdik; belki düşünürler.” Beri taraftan, bir de şu var ki. Veya kesinlikle şunu da bilin ki, biz onlara sözü ulaştırdık da ulaştırdık. Vessalnâ olunca çok çok, arka arkaya, defalarca biz onlara sözü ulaştırdık olacaktır mânâ. Buradaki "Lehüm" ile kastedilen; ya küffâr-ı Kureyş’tir, ya Hıristiyanların mü'-minleri veya Yahudilerin mü'minleridir. Tefsirlerde böyle anlaşılmış. Amma biz şunu biliyoruz ki Kur’an sadece geliş döneminin, sadece o dönemin kitabı değildir. O dönem öyle olmuş da ama O kıyamete kadar ki dönemler için gelmiştir. İşte kitabımızın bu bölümü de buna çok güzel örnektir hepimizin bildiği gibi. Sen istediğini hidâyet demezsin ama Allah dilediğini hidâyet eder. Bu peygamberimiz için hemen hemen herkesin kabul ettiği Ebu Talibin vefatı dolayısıyla söylenmiş bir âyettir. Ama o dönem bitti, peygamber vefat etti, Ebu Talip ortadan kalktı, bitti demeyeceğiz bunu. Bu âyet kıyamete kadar o durumda, o ortamda, o konumda bulunan tüm insanlara yol gösterecek olan bir âyet olduğuna göre, o mânâda âyeti hayata teşmil ediyoruz. Bunu, bu kavli ulaştıran açısından değerlendirirsek, o zaman bizler de dışımızdaki insanlara bu sözü defalarca ulaştırmadan yana olmak zorundayız. Yâni bir kere söyledik bitti demeyelim. Bu kitabın âyetlerini iki kere söyledik, iki kere duyurduk bitti demeyelim. Okumaya, duyurmaya devam edelim. Tekrar edelim, bir daha söyleyelim, bir daha söyleyelim. Çünkü Allah madem bize böyle yapmışsa, bizden de böyle yapılmasını istemiştir, biz de devam edelim. Eğer bize söz ulaştırılıyorsa, birileri tekrar tekrar bize duyuruyorsa o zaman da aklımızı başımıza alalım. Bak bu kadar âyetle Allah bize bir şeyler söyledi, bu kadar âyetten sonra biz de uyanmalıyız artık. Bakıyoruz Kur’an’ın Zümer sûresinde de söylüyordu Allah onu bize: “Allah, âyetleri birbirine benzeyen ve yer, yer tekrar eden kitabı sözlerin en güzeli olarak indirmiştir.” (Zümer 23) Allah sözün en güzelini indirmiştir. Allah sözün en güzelini peyderpey indirmiştir. Hadis yeni olan, yepyeni olan, insanda, dinleyende herhangi bir alışkanlık, ya da bıkkınlık meydana getirmeyen, daima yeni, daima taze olan sözdür. İşte Allah böyle sözlerin en güzelini indirmiştir. Bir kitap olarak, birbirine benzer, birbirini okşar, birbirini bütünler, birbirini destekler âyetlerle, sûrelerle ve mesânî, ikili bir anlatımla, ya da tekrarlı bir anlatım olarak indirmiştir. Rabbimiz zatıyla, melekleriyle, cennetiyle, cehennemiyle ortaya koyduğu her konuyu insan zihnine yerleştirip kazımak için tekrar tekrar anlatmıştır. İnsan Rabbimizin anlatımlarını her duyduğu yerde yeni bir tesirle sarsılmaktadır. Evet, demek ki sözlerin en güzeli Allah’ın indirdiği bu kitabın âyetleridir. Bu kitapta âhenk var, bu kitabın âyetlerinde bir uyum ve insicam var. İkili bir anlatım var. Cennet var, ama cehennem de var bu kitapta. Dünya var, ama âhiret de var bu kitapta. İman var, ama ekonomi de var. Ahlâk var, ama siyaset de var. Namaz var, ama aile de var, toplum da var. Ruh var, ama beden de var. İnsanlara lâzım olan her şeyi anlatmıştır bu kitapta Rabbimiz. Fâtiha’dan Nas’a kadar tüm âyetleri, tüm sûreleri bir uyum ve insicam içindedir bu kitap. Cenâb-ı Hak böyle sanki bir tek konuyu defalarca anlatır. Ör-nekleyerek anlatır, doğrudan anlatır, semaya baktırarak anlatır, arzı göstererek anlatır, Mûsâ ile anlatır, Îsâ ile anlatır, yakarım sizi diyerek anlatır, bolluğa boğarım diyerek anlatır, anlatır. Ama anlatılan sadece bir tek konudur o da kulluk. Başkasına kul olmayın bir tek bana kul olun der. Onun için biz de aklımızı başımıza alalım da bu kadar ısrarla tekrar tekrar ulaştırılan söze kulak verelim inşallah. O zaman: Belki tezekkür ederler, belki anarlar, belki hatırlarlar, hatıralarını taze tutarlar, canlı tutarlar da gereği gibi amel ederler diye. İşte zikir buydu, tezekkür de budur. Yâni kişinin hatırda tutma eylemini sürekli yapması tezekkür olacaktır. Bunu bir kere yapması belki bir zikirdir, ama onun sürekli hatırda tutulması işte zikra olacak, tezekkür olacaktır diyoruz. Sonra İmam Secavend Hz. leri burada dur! demiş. Rükua gidebilirsin, yeter mânâ tamamlandı. Kur’an’da böyle dur denilen çok yerde mânâ hiç de tamamlanmaz. Ama bazı yerlerde çok güzel oturuyor yâni. Meselâ kimi yerlerde bir mim durağı var ki burada muhakkak dur! Eğer orada durmayıp devam edersen ondan sonrasıyla mânâyı karıştırırsan olmaz! deniyor doğru. Ama bazen burada olduğu gibi, bazen ayn duraklarına bakıyoruz, yâni sanki nefes aldırmak için durduruyor gibi. Yâni pek bir mânâ tamamlanmış olmuyor gibi geliyor. Bundan sonra gelen: