61. “Vaad ettiğimiz güzel bir nimete kavuşan kimse; dünya hayatında kendisine bir geçimlik verdiğimiz, sonra kıyamet günü azap için getirilen kimse gibi midir?” Şu kişi ki Biz ona hoş vaad lerde bulunmuşuz. Biz ona güzel güzel gelecek vaad lerinde bulunmuşuz da: O ona kavuşucu da. Ona kavuşacağının farkında da adam. Yâni buna inanıyor da adam. Yâni cennet hak edecekti o adam. Bizim kendisine vaad ettiğimiz cennete ulaşabilme imkânı da vardı onun. O insan şu dünya hayatının geçici metaına kavuşan adamdan, dünyanın geçici metaından faydalanan adamdan farklı olmalı değil miydi? Elbette ikisi aynı olacak değildi ya. Elbette olmazdı. Üstelik bu ikinci tip adam kıyamet günü muzdarinden olacaktır. Yâni istemese de hazır tutulanlardan, mecburen hesaba getirilenlerden olacaktır. Çünkü Yâsîn sûresinde şöyle diyordu Allah bu tür adamlara: Ya Rabbi ben hayatımdan razıyım. Ben buradan razıyım. Ben burada iyi kötü, azap, ikab, ceza meza filan dedin ama, kabir azabı da olsa ben şimdilik buna alıştım. Ben buradan çıkmak filan istemiyorum. Cennetini de cehennemini de istemiyorum, demesinin anlamı yok: “Tek bir çığlık kopar, hepsi, hemen huzurumuza getirilmiş olur. (Yâsîn 53) Evet bir tek sayha, bir ses, bir kalk borusu, bir haykırma, bir anons, tek bir sarsıntı. Dirilin! Kalkın haydin bakalım! denir denmez bir de bakmışsın ki hepiniz dirilmiş ve Allah’ın huzurundasınız deniliyordu. Orada herkes ihzar edilecek, mecburen hepsi hazır tutulacaklar buyuruluyordu. Yâni nasıl ki bu dünyada ben şahitlik emek istemiyo-rum diyen adamı polis zoruyla tutup götürüyorlar, işte öyle mecburen oraya hesap kitap için herkesi götüreceklerdir. Hattâ belki de yarın hazır tutulmaktan kaçmak için kimi insanlar yakılarak külünün denize atılmasını, veya binlerce metre toprağın derinliklerine gömülmeyi, ya da mezarlarının üstüne tonlarca ağırlıkta taşların, betonların, mermerlerin konmasını emretmektedirler, vasiyet etmektedirler arkasında ka-lanlara ki yeniden diriliş gününde hesap kitap için çıkmasınlar da varsın yer altında kalıp böyle unutulup gitsinler. Öyle istiyorlar ama, İn-şikâk’ta: Arz içindekileri atacak, karnında ne varsa hepsini boşaltacak. Sinesine gömülen herkesi ve her şeyi kusacak. Her şeyi dışarıya atıp tahliye olacak. Tıpkı hamile bir kadının karnındakini dışarıya atması gibi yeryüzü de hamlini boşaltıp sinesindekilerin tümünü dışarıya atacak. Durum böyle olunca bunların hiçbirisinin bir anlamı yoktur.