Kasas Suresine Dön

Kasasالقصص

74. Ayet

74Kasas Suresi

وَيَوْمَ يُنَاد۪يهِمْ فَيَقُولُ اَيْنَ شُرَكَٓاءِيَ الَّذ۪ينَ كُنْتُمْ تَزْعُمُونَ

O gün, (Allah) onlara seslenecek: “Hani, nerede ortaklarım olduğunu düşündükleriniz?”

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

74. “O gün Allah onlara seslenir: “Benim ortağım olduklarını iddia ettikleriniz nerededir?” der.” Bir gün gelecek ki o gün onlara şöyle nida edilecek: Denilecek ki hani ortaklarınız? Siz öyle zannediyordunuz. Sizin zu'munuz, sizin iddianız, sizin inancınızca hayatınızı mahvettiğiniz Allah’a ortaklar da koşuyordunuz. Hani onlar nerede denilecek. Eh söyleyin bakalım, Allah bu kadar ayan beyanken, bu kadar tek İlahken, kendinden başka ilahın olmadığı bu kadar kesinken, yâni şu yukarda sayılanlarla bu iş ispat edilmişken, geceyle ve gündüzle bu iş ispat edilmişken, size rahmetinden, mağfiretinden bol bol lütuflarda bulunduğunu siz çok iyi kavramışken e tutup bir de eğer siz başka ilahlar peşinde koşar, Allah’tan başka başka ilahlar edinmeye çalışırsanız yarın size soracağız, ne yapacaksınız? Ne diyeceksiniz o zaman? Bir deliliniz, bir hüccetiniz, bir imanınız veya ortaya koyacağınız bir ispatınız olacak mı? Elbette mümkün değildir bu. Şüreka ortaklar demektir. Peki insanlar Allah’a nasıl ortaklar koşarlar? Bir kaç şeklini biliyoruz bunun. 1: Allah’ı olduğu gibi kabul eder adam, ama hayata karışmaz bir Allah olduğu için hayatlarına karıştırmazlar O Allah’ı. Demokratik, laik insanların şirkidir bu. İnanırlar Allah’a, iman ettiklerini söylerler ama diğer işlerde, dünya işlerinde de başkalarına danışırlar. Veya Al-lah zül Celali bilirler, anlarlar, kabul ederler de, Ondan gelecek mesajın işe yaramayacağı kanaatiyle hayatlarını Ona sormazlar, başkalarına sorarlar. Yâni ben bilirim ya Rabbi senin ne diyeceğini! Onun için kusura bakma! derler sanki. 2: Bir başka şekil de Allah Zül Celali öyle tanırlar ki O yüce bir varlıktır. Ona ulaşılmaz, mümkün değil Ona doğrudan yaklaşılmaz. Yaygın tabiriyle söylersek araya trafo koymadan, araya aracı koymadan yakar bu iş. O cereyana ben dayanamam fikrinden dolayı insanlar birilerinin bu cereyanı kendilerine aktarmasından yanalar. Şeyhleri kastetmiyorum. Yâni müslümanları kastediyorum. Çünkü vur abalıya hesabı önüne gelen birilerine vurmaya çalışır. Bizi söylüyorum. Yâni efendim bu kitabı, bu dini hoca anlasın, hacı anlasın, birileri hazırlansın, birileri bu işi öğrensin ve bize aktarsın. Veya işte efendim tarihte zaten öğrenilmişmiş, onlar güzel anlamışmış zaten, ben bunu ancak onlar sayesinde anlarım diyerek sanki Allah’ın bana söyleyeceğini tek kendi başına söyletmek yerine birileriyle söyletmeye çalışanlar da bu anlam da ortak koşuyorlardı da. Bir insanda şirk alâmetinin olması ayrı şey, o insanın kendinin müşrik olması ayrı şeydir. Yâni bizlerde de şirk alâmeti olabilir, ama biz müşrik olmayabiliriz. Fark ettiğimiz zaman hemen vazgeçmek şartıyla, fark etmek zorunda olduğumuzu anlamak şartıyla bu şirk alâmetleri bizi küfre götürmeyecektir, ama biz hayatımızdan razı olmuşsak, fark edince de rahatsız olmayacak bir durumdaysak, veya fark etmeye de çabalamı-yorsak o zaman Allah’a sığınalım bu durumdan. Ebu Zer için Rasulul-lah sen de bundan bâkıye kalmış demişti hani. Hâşâ bizim iman umdemiz yüz ise, bunun bir tanesi cahiliye, geriye kalan doksan dokuzu imansa yine müşriktir adam. Ama Hz. Ebu Zerre Peygamberin sözü sen müşriksin şeklinde değildi. Bak bu özellik sende kalmış, hemen onu temizle demek anlamına gelecektir. Öyleyse bizler Allah hangi konulara karışır? Hangi konularda bizi serbest bırakır? Bunu bildikten sonra kesinlikle şirkten ancak o zaman kurtulabilecekmişiz. Böylece yaptığımız işleri yaparken, yapmadığımız işleri de yapmazken Rabbimiz hep Allah olmak kayd u şar-tıyla o zaman müslüman olacağız. Ama Allah korusun yaptıklarımızın, yapmadıklarımızın bazılarını Allah için, bazılarını da başkaları için yaparsak eğer, bunu da inanarak gönül rızası içinde yapıyorsak o za-man şirkten alâmet, işaret bulunur üzerimizde Allah korusun diyoruz.