81, 82. “Sonunda, onu da, sarayını da yerin dibine geçirdik. Allah'a karşı ona yardım edecek kimsesi de yoktu; kendini kurtarabilecek kimselerden de değildi. Daha dün onun yerinde olmayı dileyenler: “Demek Allah kullarından dilediğinin rızkını genişletip bir ölçüye göre veriyor. Eğer Allah bize lütfetmiş olmasaydı, bizi de yerin dibine geçirirdi. Demek ki inkârcılar başarıya eremezler” demeye başladılar.” Evet, Allah’ı diskalifiye ederek kendisini hayata etkin zanneden, Allah’ın hayat programını reddederek kendi kendisine hayat programı yapmaya kalkışan, kendi değer yargılarını Allah’ın değer yargılarının önüne geçiren, elindekilerinin tamamının, hayatının kendisinden olduğunu iddia ederek Allah’la savaşa tutuşan o azgın, şımarık Karun’a ceza olarak Allah onu da sarayını da, saltanatını da yerin di-bine geçirdik diyor Rabbimiz. Bizim yıkımımız kendisine geldiği zaman da kendisini koruyup kurtaracak, kendisine yardım edecek bir ekibi, avenesi, topluluğu da yoktu. Bizzat kendisini koruyabileceklerden de değildi. Malı mülkü de, ekonomik gücü de, siyasal gücü de, avenesi, hizmetçileri de hiçbir işe yaramadı. Onun başına gelenleri gören, daha düne kadar ona imrenen, onun hayatını, onun debdebesini gözleri kazanmışçasına seyreden, onun yerinde olmaya can atan, onun gibi olmayı, onun sahip olduklarına sahip olmayı gönülden temenni eden insanlar dediler ki, vay demek ki Allah kullarından dilediğine rızkı genişletir, dilediklerine de daraltırmış ha! Demek ki Allah kimin için neyin hayırlı, neyin hayırsız olduğunu bilirmiş. Demek ki zenginlik kurtuluş sebebi, üstünlük sebebi değilmiş. Çok şükür ki Allah bize çok vererek azdırmamış, azmamızı istememiş. Eğer Rabbimiz bize lütfetmemiş olsaydı şimdi bizler de tıpkı onun gibi yerin dibine batırılanlardan olacaktık. Demek ki mesele zenginlik ya da fakirlik değilmiş. Demek ki iman açısından, takva açısından, başarı açısından zenginliğin, mal mülk sahibi olmanın hiçbir değeri yokmuş. Meğer in-kârcılar asla başarıya ulaşamazlarmış demeye başladılar, gerçeği an-layıverdiler. Yâni biz zannetmiştik ki dünya zenginliği gerçek başarıdır. Zenginler başarmıştır zannediyorduk. Fakat şimdi anladık ki bunun başarıyla hiç mi hiç ilgisi yok muş diyerek işin aslını anlayıverdiler. Keşke bu gerçeği her şeyi zenginlikte gören günümüz müslümanları da anlayabilmiş olsalardı. Evet Karun’un bu serveti karşısında gözleri kamaşan, aşağılık duygusuna kapılan insanların bu davranışları iyi değildir. Ama tabii burada şunu da söyleyelim, zenginler de fakirleri kıskançlığa sevk edecek bir tavır içinde olmaktan son derece sakınacaklardır. Zenginler varlıklarını yokluk içinde kıvrananlarla paylaşmasını bilmelidir. Oturduğu mahallede oturan gariban ailelerin çocukları yemeye ekmek bulamazken kendi çocuklarını ellerinde pasta, börekle dışarıya salmamalıdırlar. Fakir fukarayı imrendirecek tavırlardan sakınmalıyız. Onlara tepeden bakmamalıyız. Mallarımızdan ihtiyacımız kadarını kendimize harcayıp geri kalanları çevremizdeki fakir fukaraya ulaştırmanın onları kendi hayat standartlarımıza çekmenin, kendimizinkini de onlarınkine indirmenin çabası içine girmeliyiz. Cebimizdekilerin bi-ze ait olduğunu zannetmemeliyiz. Ben kazandım, ben buldum, bunlar benimdir dememeliyiz. Çünkü işte Rabbimiz anlattı bu bir helâk sebebidir. Fakirlerimiz de Allah’ın takdirine sabretmelidirler. Kendileri için zenginliğin mi, yoksa fakirliğin mi hayırlı olduğunu en güzel bilen Allah onları öyle imtihan etmektedir. Fakirin imtihanı zenginin imtihanından daha kolaydır. Bunu önceki derslerimizde çok anlattık. Zenginin imtihanı elindekileri Allah’ın istediği gibi kullanmak, sarf etmektir. Fakirin imtihanı ise Allah’ın takdirine sabretmektir. Unutmayalım ki çevrelerinde gördükleri şımarık zenginlerin ellerindekine imrenip ona ulaşmak için bu dünyada her şeyini kaybedenler yarın öbür tarafta da her şeylerini kaybedeceklerdir. İşte Allah anlattı. Bunun gibi zenginlikleriyle şımaran nice servet sahipleri bir anda helâk olup, yıkılıp gitmişlerdir. Öyleyse kalıcı zenginlik âhiret zenginliğidir. Gerçek zenginlik kişiyi cennete ulaştıracak iman zenginliğidir, amel zenginliğidir, bunu hiçbir zaman hatırımızdan çıkarmayalım inşallah. İşte Allah bundan sonra bunu ortaya koyuyor: