85. “Ey Muhammed! Kur’an'a uymayı sana farz kılan Allah seni, döneceğin yere döndürecektir. De ki: “Rabbim, kimin doğrulukla geldiğini, kimin apaçık sapıklıkta olduğunu en iyi bilendir.” Ey peygamberim, Kur’an’a tabi olmayı, Kur’an’ı izlemeyi, Kuranı okuyup, anlayıp onunla hayatı düzenlemeyi, Kur’an’ı hayata geçirmeyi sana farz kılan Allah elbette seni bir dönüş yerine döndürecektir. Buradaki meab konusunda, dönüş yeri konusunda farklı şeyler söylenmiş. Kimileri bu meabın cennet olduğunu söylemişler. Elbette Rabbin seni cennete ulaştıracaktır şeklinde anlayanlar olmuş. Kimileri bu meabın kıyamet günü olduğunu söylemişler. Ölüm olduğunu söyleyenler olmuş. Ölüm sonrası diriliş olduğunu söyleyenler olmuş. Kimileri de elbette Rabbin seni sürüp çıkardıkları vatanına, Mekke’ye tekrar geri döndürecektir şeklinde anlamışlar. İmam Buhârî ve Nesai İbni Abbas efendimizden bunu rivâyet etmişlerdir. Rabbimiz peygamberine bir müjde vermektedir. Kur’an’ın sorumluluğunu üstlenmesi, Onu okuyup anlaması, Onunla Allah’ın istediği gibi hayatını düzenlemesi ve Onu Allah kullarına tebliğ etmesi karşılığında Rabbimiz ona bir vaadde bulunuyor. Tabii Rabbimizin efendimize vaadinin sadece âhiretle sınırlı olmadığını biliyoruz. Bu aynı zamanda dünyayla da alâkalı bir vaaddır. Hani sûrenin önceki âyetlerinde Mekke müşrikleri, ne yâni ey Muhammed? Şimdi biz senin getirdiğin hidâyete mi tabi olacağız? Senin istediğin gibi bir hayat mı yaşayacağız? Eğer öyle yaparsak biz yerimiz yurdumuzdan oluruz? Bizim makamlarımız, konumlarımız, koltuklarımız sarsılır diyorlardı. Senin istediğin gibi müslüman olursak dünyamız zindan olur diyorlardı da işte burada Rabbimiz buyurdu ki, ey peygamberin sana bu Kur’an’ı gönderen, sana bu mesajı kullarına ulaştırma görevini veren Allah elbette başarıya ulaştıracaktır. Elbette seni şu anda insanların hayal bile edemeyecekleri ulaşman gereken noktaya ulaştıracaktır. Evet demek ki Rabbimizin peygamberine ve tabii onun şahsında onun yolunun yolcularına hem dünyayla alâkalı bir vaadidir.