11-12. Hayır hayır; bir sığınak yoktur. Ey insan! O gün sen, Rabbinin huzuruna varıp durursun.” Hayır hayır yanlış anladın, vezar yoktur. “Vezar”, kaçılan, kendisine sığınılan dağ demektir. İnsanlar eskiden suç işlediklerinde dağa kaçıp sığınıyorlardı. Allah diyor ki, “O gün sığınma mekânizması olan dağ yoktur. O gün yeryüzü dümdüz olduğundan dağ da yoktur, sığınacak bir yer de yoktur. O gün kaçılacak, sığınılacak hiçbir melce, hiçbir sığınak, korunak, barınak yoktur.” O gün Rabbinedir istikrar. Karar kılıma yeri, istikrar mahalli o gün Allah’tır. Herkes Allah huzurunda karar kılacak. Ya da burada münteha deniliyor ya, bu işin sonu, son karar yeri, son karar mahalli, son istikrar makamı, son varış yeri Allah huzurudur. Son varış yeri, son durak Allah’tır. Yani kaç kaçabildiğin kadar, saklan saklanabildiğin kadar, sığın sığınabildiğin kadar, ama unutma ki sonunda Allah’ın huzuruna gideceksin, son durak Allah’ın huzurudur. Varacağın yer orasıdır. Sen Allah’ın huzuruna geleceksin. Ya da bunun bir başka manası da, istikrar makamını tespit Allah’a ait demektir. Allah Müstekar’dır. Allah karar merciî, karar makamıdır. Yani yerleşim merkezlerinin tespiti Allah’a aittir. Öbür tarafta iki yerleşim merkezi vardır. Birisi cennet, ötekisi de cehennem. İşte bu âyetle anlıyoruz ki cennetlikleri, cehennemlikleri tespit Allah’a aittir. Yarın bu konuda hükmü, kararı O verecektir. Sen cennete dedikleri cennete, sen cehenneme dedikleri de cehenneme gitmek zorunda kalacaktır. Kimse O’nun hükmüne itiraz edemeyecek, karşı gelemeyecektir. “Ey İnsanoğlu! Sen Rabbine kavuşuncaya kadar çalışıp çabalarsın, sonunda O’na kavuşacaksın.” (İnşikâk 6) Öyleyse ey insan! Unutma ki sen Rabbine doğru çabalıyorsun! Sen sonunda zaten Rabbine kavuşuyorsun. Ey insan! Sanki sen hızla ölüme doğru koşmaktasın! Bir maraton gibi hızla Rabbine doğru gidiyorsun! Ey insan! Senin dünyada tüm çaban, tüm gayretin, tüm uğraşın, gitmen, gelmen, yürümen, durman, oturman, kalkman, yatman, uyuman, yemen, içmen hep Rabbine doğrudur. Her şeyin Rabbine yöneliktir. Sonunda sen O’nunla karşı karşıya geleceksin. İnsanlar dünyada bütün gayretlerini, bütün çabalarını Allah’ı bulmaya, Allah’la karşı karşıya gelmeye harcarlar. Tüm gayretler buna yöneliktir. Yani insan dünyada ne yaparsa yapsın, ister kulluk, ister küfür, ister ibadet, ister isyan, ister itaat, ne yaparsa yapsın her yaptığıyla Allah’a yaklaşıyor, her haliyle Allah’a doğru gidiyor demektir. Kişi her nefesi yaşama adına alır ve yine her nefesiyle Allah’a yaklaşır. İnsanoğlu yaşamak için nefes alır ama her nefesi onu ölüme biraz daha yaklaştırmaktadır. Nefes almasa ölecek, ama nefes alsa yine ölecek. Hani acele giden ecele gider, yavaş gidenin de ecel arkasından yetişir ya, işte insanoğlu her adımda mezardan kaçar ama, her adımda ona doğru biraz daha yaklaşır. Öyleyse unutmayalım ki bizim de tüm çabalarımız, tüm uğraşlarımız mezara doğrudur. Biz şu anda mezar aramaya çıkmışız. İşte burada da deniliyor ki, “Ey insan senin bütün çaban, çabalaman gayretin seni Allah’la buluşturacaktır, ama Allah’la gerçekleşecek olan bu buluşma ya cennette bir buluşma, ya da cehennemde bir buluşma olacaktır ve işte bunun tespiti de Allah’a aittir.” Allah karar makamıdır. Senin hakkında son kararı verecek olan Allah’tır. Şimdi bu dünyada sen kendin hakkında bir karar verebilir, kendin hakkında bir kıymet, bir değer biçebilirsin. Ama bunun hiçbir değeri yoktur. Çünkü senin hakkında son kararı Allah verecektir. “Bu cennetliktir! Ya da bunda hayır yoktur, atın bunu cehenneme!” diyecek olan Allah’tır. Yani işin müntehası Allah’a aittir. Senin hakkında kararı verecek olacak olan Allah’tır.