13. “O gün, insanoğluna önde ve sonda yaptığı ne varsa bildirilir.” İnsana o gün haber verilir, insan ayıktırılır o gün. İnsan böyle hiç beklemediği, anlamadığı bir haber kendisine ulaştırılınca ayıktırılır, uyandırılır. Peki neyle ayıktırılacakmış o gün insan? Yaptığı ve geriye bıraktığı şeylerle ayıktırılır. Yani yapması ge-rekirken yapmadıkları, yapmaması gerekirken yaptıkları, konuşması gerekirken konuşmadıkları, susması gerekirken konuştukları, sevmesi gerekirken sevmedikleri, küsmesi gerekirken küsmedikleri, bak-ması gerekip de bakmadıkları, bakmaması gerekirken baktıkları, ver-mesi gerekirken vermeyip tuttukları, harcamaması gerekirken harcadıkları, yani kişi yarın yaptıkları ve yapmadıkları kendisine haber veri-lerek ayıktırılacak. Ya da şerden takdim ettiği, hayırdan tehir ettiği şeyleri anlar kişi. Veya farzlardan yaptıklarını, yapmadıklarını anlar. Haramlardan yaptıklarını, yapmadıklarını, malından infak edip verdiklerini, vermeyip varislerine bıraktıklarını anlar o gün. Tüm bu yaptıkları ve yapmadıkları kendisine haber verilerek o gün ayıktırılacaktır insan. Amelinin evvelini ve ahirini anlar o kişi. Amelinin başlangıcını ve sonunu anlar. Bir de burada anlatılan şöyle olacaktır: Bizzat kendi yaptığı şeyler ve sünnet olarak, yol olarak çığır olarak kendinden sonrakilere bıraktığı şeyler ona bildirilecektir. Çünkü insan dünyada bizzat kendi elleriyle yaptıklarını zaten bilmektedir. Ama kendisinden sonra arkasına bıraktığı çığırlardan ne kadar insan gitmiş, kimler ne nispette isti-fade etmişler, kimler hangi ölçüde zehirlenmiş, kimler hakkı bulmuş, kimler sapmış? Bunlar da o gün kendisine haber verilerek ayıktırılır insan. Yani arkasında bıraktığı eserlerinin tevlid ettiği neticelerle insan ayıktırılacak. Bak senin arkaya bıraktığın çığır şunları şunları sağladı denilerek ayıktırılacak. Yarın insana haber verilecek, gözünün önünde bulacak onları. Öyleyse insan bugünden anlamalıydı bunu, bilmeli ve anlamalıydı.