Kıyâmet Suresine Dön

Kıyâmetالقيامة

2. Ayet

2Kıyâmet Suresi

وَلَٓا اُقْسِمُ بِالنَّفْسِ اللَّوَّامَةِ

Kendini çokça kınayan nefse de yemin ederim.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

2. “Levvame nefse yemin olsun ki” “Nefs-i Levvame’ye de yemin olsun ki! Kasem ederim o nefs-i levvame’ye.” Kimileri, “Efendim insanda bir can var, bir beden var, bir nefis var, bir istek var, bir arzu var. Nefsi öldürmek lâzım” filan diyorlar. Halbuki nefis, insanın bizzat kendisidir. Yani şu ruh ile beden denilen iki varlığın bileşkesi olan insana, insanın bizzat kendisine aynı zamanda nefis denir. Öyleyse Rabbimiz beden ve ruhtan meydana gelen insana yemin ediyor. Ama Levvame olan insana, levvame özelliğine sahip olan insana yemin ediyor. Ya da insanın levvame özelliğine dikkat çekiyor. Peki nedir levvame? Onu bir tanıyalım: Levvame: Kendi kendisini kınayan, kendi kendini kötüleyen demektir. Demek ki insanın böyle bir özelliği vardır. Kimilerine göre bu mü’min kişi demektir. Çünkü mü’min, her halükârda kendi yaptığına razı olmaz, kendini yeterli bulmaz. Bir hayır işlemişse: “Keşke daha çok yapsaydım! Keşke daha çok işleseydim!” derken, eğer bir şer işlemişse: “Keşke yapmasaydım! Keşke bunu iş-lemeseydim!” talebinde bulunur. Yaptığı kötülüklerden pişmanlık duyar, kendi kendini kötüler. Ya da bütün insanlar anlamına gelir bu nefs-i levvame. Her in-sanda vardır bu levvame özelliği. Herkes, her insan yaptığını az bulur. İnsanın fıtrî bir özelliğidir bu. Herkes yaptığından razı olmaz, kendisini yeterli bulmaz. İşte keşke! Keşke! deme özelliğini taşıyan, kendisini yeterli bulmayan, yaptıklarından pişmanlık duyan insana, ya da insanın bu özelliğine Allah yemin ediyor. Yani potansiyel bir güç olarak pişman olma özelliğiyle yaratılan nefse, insana Allah yemin ediyor. Yani kıyamet gününe yemin ediyor ve sonra deniyor ki: “Ey insan! Gözünü aç ve dikkat et! Bak, önceki bilgilerini at bir kenara! Kafandakileri at bir kenara da dinle Beni! Kıyamet mutlaka gelecektir! Kıyamet mutlaka kopacaktır! Bugün, bu güneş, bu zaman, bu mekân, bu hayat bir gün bitecek ve yeniden dirilecek ve hesaba çekileceksin! Yaşadığın hayatın hesabını vermek üzere Rabbinin huzuruna geleceksin! O gün pişman olacaksın! O gün eyvah diyeceksin! Ama bilesin ki o gün iş işten geçmiş olacak! Bilesin ki o gün eyvah demenin hiçbir manası kalmayacak! Öyleyse gel inat etme! Gel bugünden pişman ol! Bugün aklını başına al!” “Eh ben olamam ki! Ben pişmanlık nedir bilmem ki! Geriye dö-nüş nasıl olur? Ben bunu beceremem ki! Nasıl pişman olunur? Nasıl dönüş yapılır? Nasıl tevbe edilir? Ben bunları bilmem ki! Ben bunu beceremem ki deme! Bak, Ben seni pişman olmaya hazır yarattım! Dönebilmeye, vazgeçebilmeye, tevbe edebilmeye, pişmanlık duymaya, kendi kendini yargılayıp sorgulayabilmeye hazır yarattım! Seni bu kapasitede yarattım! Gel sen bu yaratılış özelliğini göz ardı etme de, bugünden pişman olmayı anla! Bak, Ben sana kıyamet sahneleri sunacağım! Yarın mutlak olacakları, mutlak başına gelecekleri bugünden anlatacağım! Gel sen bunları anla ve pişman olmayı becer! Geriye dönmeyi, tevbe etmeyi becer!” diyor Rabbimiz. Yaratılış, fıtrat gereği, bu nefs-i levvameye vicdan da diyebiliriz. Yani her insanın içinde, vicdanında iyiliğin de, kötülüğün de hissi vardır. Bu kişi ne kadar da vicdanen bozulmuş, tefessüh etmiş olursa olsun, onun vicdanında mutlaka iyiliğin de, kötülüğün de hissi vardır. Onun vicdanında kötülük yapmamasını ve iyilik yapmasını isteyen bir dürtü vardır. Böyle birisinin belki iyilik ve kötülük ölçüsü, iyilik ve kötülük kriteri yanlış olabilir. Ama yine de ona vicdanı yaptıkları konusunda itiraz eder. İşte bu insanın salt bir hayvan olmadığını gösterir, iyilik ve kötülüğü tefrik edebilme özelliğini gösterir. İnsanın kendisine bir başkası tarafından bir kötülük yapılsa vicdanında onun cezalandırılması gerektiğine dair bir duygu belirir. Kesinlikle onun cezalandırılması gerektiğine inanır. Aynen bunun gibi kendisi başkasına kötülük ettiği zaman da vicdanı onu rahatsız eder. Bunu yapmaması gerektiğini bilir ve pişmanlık duyar. Çünkü kendisine yapılmasını istemediği, kendisine yapılmasına asla razı olmadığı bir davranışın bir başkasına yapılmasına da razı olmayacaktır. İşte insanda böyle bir nefs-i leva-me vardır ve bu nefs-i levvame de yarın kıyamet gününde insanın karşısına bir şahit olarak getirilip dikilecektir. İşte kıyamete yeminden sonra, nefs-i levvameye yeminin manasını böyle anlıyoruz. Bundan sonra, bu iki yeminden sonra Cenâb-ı Hakk bakın şöyle buyuruyor: