Lokmân Suresine Dön

Lokmânلقمان

12. Ayet

12Lokmân Suresi

وَلَقَدْ اٰتَيْنَا لُقْمٰنَ الْحِكْمَةَ اَنِ اشْكُرْ لِلّٰهِۜ وَمَنْ يَشْكُرْ فَاِنَّمَا يَشْكُرُ لِنَفْسِه۪ۚ وَمَنْ كَفَرَ فَاِنَّ اللّٰهَ غَنِيٌّ حَم۪يدٌ

Andolsun ki biz, Lokmân’a hikmet verdik. “(Verdiğimiz nimete karşılık) Allah’a şükret.” diye (emrettik). Kim de şükrederse kendi lehine şükretmiş olur. Kim de nankörlük ederse şüphesiz ki Allah, (kimseye muhtaç olmayan, her şeyin kendisine muhtaç olduğu) Ğaniy ve (her daim övgüyü hak eden ve varlık tarafından övülen) Hamîd’dir.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

12. “Andolsun ki, Lokmana, Allah'a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden ise, bilsin ki, Allah her şeyden müstağnîdir, övülmeğe lâyık olandır.” Hikmet sahibi olan, hâkimiyet sahibi olan, hayata hakim olan Allah bu hikmetinden, bilgisinden bir Nasibi Lokman (a.s)’a vermiş. Andolsun ki Biz Bize şükretmesi, Bize kulluk etmesi için Lokmânâ hikmet verdik. Evet hikmetin veriliş sebebi Allah’a şükürdür. Hikmet ve şükür birbirinin mütemmimi, birbirinin lâzımı iki kavram. Hikmet ve şükür, bilgi ve kulluk, ilim ve ibadet. Bunları birbirinden ayrı düşünemezsiniz. Hikmet şükre götürür, bilgi Allah’a itaate, Allah’a teslimiyete ve taate götürür. Eğer hikmet, bilgi kişiyi Allah’a kulluğa, Allah’a şükre, Allah’ın istediği bir hayata götürmüyorsa ona hikmet denmeyecektir, ona bilgi, ona ilim denmeyecektir. İşte peygamberliği konusunda ihtilâf olan kitabımızda Rabbi-mizin zikrettiği Lokman (a.s) Allah’ın salih ve hikmetli kullarından birisidir. Âlimlerimizin değerlendirmelerine göre Üzeyr, Lokman ve Zül-karneyn Allah’ın elçileri midirler, yoksa değil midirler bu konuda ihtilâf vardır. Ama kitabımız onlardan söz ediyor. Bunlar Rabbimizin zikri ve beyanıyla bizim için yasal örneklerdir. Bilmiyoruz ama peygamber değillerse bile Allah’ın onayladığı, hayatlarını bize örnek olarak sunduğu örneklerimizdirler. Kehf sûresinin beyanıyla Zülkarneyn (a.s)’a hem hikmet verilmiş, hem de büyük bir mülk ve saltanat verilmiş. Bakaranın beyanıyla Üzeyr (a.s) in örnekliğine şahit oluyoruz. Ve Lokman (a.s) da işte bu sûrede anlatılıyor. Evet Rabbimiz Lokman (a.s)’a hikmet vermiş ve hemen Ondan bunun karşılığında şükür istemiş. Öyleyse bizler de hikmete ulaşma yolunda olacağız, vahiy bilgisine, Allah bilgisine ulaşma yolunda olacağız. Yâni her an kitap ve sünnetle beraber olacağız ve ulaştığımız hikmetin akabinde de Allah’a şükür, Allah’a kulluk göreviyle mükellef olduğumuzu unutmayacağız. Bakın Rabbimiz buyuruyor ki: Ey Lokman, Biz sana hikmet ulaştırdık, Biz sana bilgimizden verdik, öyleyse sen de hemen şükret. Bilesin ki kim şükrederse kendisi için, kendi faydası için şükretmiş demektir. Ama kim de küfreder, nankörlük eder, örter, örtbas ederse bilesin ki Allah zengin olandır, gani olandır, müstağnî olan, Hamîd olan, hamde lâyık olandır. Hamîd olan, hamd edilecek, övülecek, yüceltilecek olan, kulluk edilecek olan sadece Allah’tır. İşte böylece Allah bilgisine ulaşan, Allah hikmetiyle hikmete ulaşan Lokman (a.s) bakın bu hikmetinin gereğini şahsında nasıl gösteriyordu? Bundan sonraki âyetinde Rabbimiz onu bize şöylece anlatıyor: