24. “Onları az bir süre geçindiririz, sonra da ağır bir azaba sürükleriz.” Evet o kâfirler seni üzmesin, çünkü Biz onlara dünyada az biraz nîmet veririz, az biraz faydalandırırız onları. İmkân veririz, fırsat veririz, haydi biraz yaşayın bakalım deriz. Evet kâfirlere az bir şeyler veririz diyor Rabbimiz. Halbuki bakıyoruz ki Müslümanlara verdiğinin fazlasını vermiş onlara. Meselâ şu anda onların ellerindekileri baygın baygın seyreden Müslümanlara sorsanız bu dünyada en büyük nîmeti Allah kimlere vermiş diye, herkes diyecek ki kâfirlere vermiş. Vah za-vallı Müslümanlar vah. Vah vahiyden habersiz hayatı değerlendiren, Allah’ın değer yargılarını tanımadan hüküm veren Müslümanlar vah. O kadar derbeder bir durumdalar ki, anlayışları basiretten, Furkân-dan o kadar kıtlaştı ki, o kadar kısırlaştı ki nîmetlerin bu dünyada en fazlasının kâfirlere verildiğini söyleyecek kadar ahmaklaştı. İşte Müslümanların sözleri böyle derbederce. Kafada nîmet olarak sadece para olunca, mal mülk olunca elbette böyle konuşacaklar, böyle değerlendirecekler. Nîmet deyince sadece ekonomi, sadece güç kuvvet olunca bu da kâfirlerde olunca Müslümanlar elbette böyle düşünecekler, böyle inanacaklar, başkası da beklenemez onlardan. Behey zavallı adam, hiç düşünmüyor musun? Allah sana îman verdi, Allah sana hidâyet verdi, Allah sana kitap verdi, peygamber verdi, namaz verdi, oruç verdi, iffet verdi, haya verdi, temizlik verdi, âhiret inancı verdi, hayatı değerlendirme bilgisi verdi, cennete gitme yolu verdi, ateşten kurtulma yöntemi verdi. Bu nîmetlerden daha büyük nîmet olur mu? Niçin Allah’ın sana verdiği bu nîmetleri görmez-likten geliyorsun? Yoksa bu nîmetler karın doyurmuyor, para getirmi-yor mu diyorsun? Allah’tan kork, kuldan utan. Bu nîmetler sana dünyada da âhirette de en büyük haseneyi kazandıracak. Bir Müslümana sorsak, acaba bir vakit namazına tüm dünyanın altın ve gümüşlerini değiştirebilir mi? Bir günlük orucuna dünyayı değiştirebilir mi? Size verilen mi fazla, yoksa kâfirlere verilenler mi fazla Allah aşkına bir düşünün. Hayır hayır onlara verilen çok azdır. Tüm dünyayı bir tek kâfire verse bile âhiretin yanında çok azdır. Çünkü bütün bunlar bir gün bitecek ve âhirete hiçbir şey intikal etmeyecektir. Öyleyse Allah’ın bunca nîmetlerine karşı bu nankörlüklerimiz niye? Utanmıyor muyuz Allah’tan? Yarın onlar dünya kadar altın ve gümüşe sahip olsalar ve tamamını verseler cehennemden kurtulamayacaklar. Öyleyse niye imreniyorsunuz bu kâfirlerin elindekilere? Bir Müslüman yarım hurmayla bile cenneti kazanabilecekken söyleyin şimdi bakalım yarım ekmekle siz mi zenginsiniz? Yoksa tüm dünyaya sahip olsalar bile bu kâfirler mi zengin? Aklınız yok mu sizin? Nasıl böyle bir değerlendirmeye gidebiliyorsunuz? Yâni iki dünyası bile olsa yarın kâfir cehennemden kurtulamayacakken senin namazın, senin orucun, senin îmanın, senin teslimiyetin, senin iffetin seni cennete götürecek. Şu anda dünyanın en zengin, en mutlu insanı sensin. Niye bundan habersizsin? Dünyada kâfirler kadar derbeder, kâfirler kadar fakir, onlar kadar zavallı yoktur. Niye bunu anlamaya yanaşmıyorsun? Onlara acı da hem kendinin hem de onların cenneti için geceni gündüzünü fedâya hazır ol. Sen bırakmışsın onları İslâm’a dâveti de onların karşısında ezim, ezim eziliyorsun. Onlar karşısında izzet ve şerefini kaybetmiş, onlar gibi olmanın, onlar gibi yaşamanın kavgasını veriyorken onların gözünde de küçüldükçe küçülüyorsun. Böylece hem kendine hem de onlara zulmetmiş oluyorsun. Zavallı Müslüman, iyi düşün, sen ona değil o sana imrensin. Sen onun hayatına değil, o senin hayatına yönelsin. Sen önde ol da, sen cennete doğru giderken o seni örnek alıp arkandan gelsin. Evet onlara bu dünyada az biraz bir şeyler veririz de sonra: Onları galiz bir azaba, ağır bir azaba yuvarlayıveririz, mahkum ediveririz. Evet Rabbimiz kendi yolunda olanlara güzel bir hedef, kendi yolunun dışında hareket edenlere de ağır bir azapla dünyadaki mal, mülk ve saltanatın bitişini haber veriyor. İşte yaşadığımız hayatın en güzel bir biçimde sorgulanması da bizlere en büyük nîmetlerden birisidir. Bu âyetleriyle Rabbimiz bizi uyarmasaydı durumumuz gerçekten çok kötü olurdu.