29. “Allah'ın geceyi gündüze ve gündüzü geceye kattığını, her biri belirli süreye kadar hareket edecek olan güneşi ve ayı buyruk altında tuttuğunu; Allah'ın yaptıklarınızdan haberdar olduğunu bilmez misin?” Eğer anlayamadıysanız, isterseniz bir bakın. Bilmez misiniz ki Allah gözlerinizin önünde geceyi gündüze, gündüzü de geceye katıyor. Güneşi ve ayı da emrine Mûsâhhar kıldı. Evet gece ve gündüz yaratıldıkları günden beri bir saniye şaşmadan devam ediyor. Allah’tan başka hiç kimsenin, hiçbirinizin onlara müdahale hakkı da yoktur. Rabbinizin bu gece gündüz yasasına teslim olmaktan başka çareniz de yoktur. İşte şu anda gecedeyiz, haydi getirin bakalım gücünüz yetiyorsa gündüzü. Mümkün değildir bu. Allah’ın yasasına tabi olmaktan başka bir seçeneğimiz yoktur. İşimiz var gündüz bitmesin demeye kimsenin hakkı da gücü de yoktur. Uykumuz var gece bitmesin demeye hakkımız da gücümüz de yoktur. İşte Allah’ın mutlak egemenliğini, büyük irade sahibinin, ilminin, hikmetinin sınırı olmayan Allah’ın zaman ve mekân üzerindeki mutlak tasarrufunu burada da görüyoruz. Evet O Allah geceyi gündüze, gündüzü de geceye katar. Arkadaşlar gece ve gündüz Allah’ın iki âyetidir. Gecenin ve gündüzün meydana gelişine ve peş peşe işleyişine bir dikkat edin. Dikkatlice inceler ve üzerinde düşünürseniz gecenin içine bir miktar gündüzün, gündüzün içine de bir miktar gecenin girdiğini görürüsünüz. Fecir vaktinde gecenin bir kısmının gündüze girdiğini, katıldığını, akşam güneş batarken de gündüzün birazının geceye katıldığını görürsünüz. Tüm bu dönemleri yapan, yaratan Allah’tır. Böyle bir Allah’ın güç ve kudreti karşısında eğilmekten başka bir çaremiz var mı? Ve belli bir süre, belli bir yörünge, belli bir program içinde hareket eden güneşi ve ayı da buyruğu altına, egemenliği altına alan, ya da onları sizin emrinize, sizin hizmetinize sunan da Allah’tır. Her ikisinin de boyunlarındaki kulluk iplerini eline alan, onları belli bir zamana kadar bir nizam ve intizama bağlayan, onlar üzerinde belli yasalar koyan, onlara belli bir ömür takdir eden Allah’tır. Onlar için belli bir zaman tayin etmiştir Rabbimiz. İşte Rabbiniz olan Allah budur. İşte bu Allah sizin Rabbinizdir. İşte okuduğumuz bu âyetlerin anlattığı, Kur’an’ın tümünün anlattığı, tarih boyunca tüm peygamberlerin ortaya koyduğu Allah sizin Rab-binizdir. Rab makamında, ulûhiyet makamında, hayatınızın kanunlarını düzenleme makamında Rabbiniz O’dur. Ve bu Rabbiniz olan Allah mülk kendisinin olan, göklerde ve yerde ne varsa hepsinin sahibi ve mâliki olandır. O her şeyin sahibi ve yaratıcısıdır. Varlığımızın sebebi O’dur. Hayatın kaynağı O’dur. Göklerin, yerin, gecenin, gündüzün, insanların, meyvelerin sebzelerin sahibi O’dur. Malımızı, evimizi, ailemizi, çocuklarımızı, makamımızı, paramızı, pulumuzu, aklımızı, zekamızı, bilgimizi her şeyimizi yaratan O’dur. Allah mülkün sahibidir, o halde O’na kulluk edin. Madem ki her şeyinizi yaratan O’dur, madem ki her şeyinizi veren O’dur, madem ki mülk O’nundur o halde sadece O’nu dinleyin. Her bireri, gece, gündüz, güneş, ay hepsi bir ecele doğru koşmaktadır. Hepsinin Allah tarafından tayin ve takdir edilmiş bir ömrü, bir eceli vardır ve hepsi işte o sona doğru koşmaktadırlar. Ve Allah yaptıklarınızın tamamından haberdardır. Hepsinin bir eceli vardır ve hepsi bir gün bitecektir. Onlarla birlikte onlarla yaşayan insanlar da yok olacaklar. Gecede ve gündüzde var olan, güneşin ve ayın altında yaşayan tüm varlıklar bir gün ecellerini idrak edecekler. Herkes ölecek ve her şeyden haberdar olan Allah’ın hesabıyla karşı karşıya geleceklerdir. Ecelsiz kimse yoktur kendisinden başka. O zaman madem ki bir ecel varsa bizim için ve şu anda her birerimiz ecelimize doğru koşuyorsak hesabımızı doğru yapalım inşallah.