101,102. “Ey İnananlar! Size açıklanınca hoşunuza git-meyecek şeyleri sormayın. Kur’an indirilirken onları sorarsanız size açıklanır, (ama üzülürsünüz). Allah sorduğunuz şeyleri affetmiştir. Allah, bağışlayandır, Hâlimdir. Sizden önce bir millet onları sormuştu, sonra da onları inkâr etmişlerdi.” Ey mü’minler, açıklandığı zaman sizi zarara sokacak, sizi üzecek, size ağır yükümlülükler getirecek yersiz, gereksiz ne dininizi ne dünyanızı ilgilendirmeyen konularda peygambere soru sormayın. Ben size bu sûrenin 99. âyetinde peygamberin fonksiyonunu, görevini anlattım. Ona göre hareket edin diyor Rabbimiz. Yâni böyle olur olmaz her şeyi sorup durmayın peygambere. Açıklanınca bıkıp usanacağınız şeyleri niye soruşturup duruyorsunuz? Meselâ âyetin sebebi nüzûlüyle alâkalı anlatılır ki Allah’ın Resûlü size haç farz kılındı buyurunca: Sahâbeden birisi: “Her yıl mı haccedeceğiz ey Allah’ın Resûlü?” diye ısrar etmeye başlamış. Allah’ın Resûlü: “Şâyet evet deyiverseydim her sene sizin üzerinize haccetmek farz olacaktı ve siz de buna güç yetiremeyecektiniz. Ben sizi kendi halinize bıraktığım ve tafsilat vermediğim müddetçe sizler de beni kendi hâlime bırakın. Açıklama yapmamı istemeyin, sual sormayın. Çünkü sizden evvelkileri peygamberlerine çok soru sormaları ve bunun neticesi olarak da peygamberlerine muhalefette bulunmaları helâk etmiştir.” Buyurdu. Çünkü biliyoruz ki cumartesi yasağını yahudiler kendileri istediler ama gereğini de yerine getiremediler. Kendi istekleriyle gelen bir sorumluluğun altından kalkamadılar. Arkadaşlar, Rasulullah Efendimizin kendisine soru soran sahâbeye karşı ben evet deyiversem her yıl size hac farz olacak ifadesinden anlıyoruz ki Rasulullah’ın emretme ve yasaklama yetkisinin olduğunu göstermektedir. Zaten peygamberin peygamber oluşunun hikmeti de buradadır. Ve bizim peygambere îmanımızın anlamı da işte budur. Peygamber söyledikleriyle yaptıklarıyla Allah’ın istediği kulluğun yasal örneğidir. Rabbimiz buyurur ki ey mü'minler, size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kur’an indirilirken onları sorarsanız zaten onlar size açıklanır. Yâni anlıyoruz ki bu soru sorma yasağı o dönem için geçerlidir. Kur’an’ın nâzil olduğu dönem için böyle bir şey geçerlidir. Tabii lüzumlu sorular için söyledim bunu. Değilse lüzumsuz sorular o dönem için de bu dönem için de geçerlidir. Çünkü Rasu-lullah döneminde vahiy geliyordu ve sorulacak sorulara Rabbimiz zaten vahiyle cevap verecekti. Onun içindir ki Kur’an nâzil olup dururken soru sormayın deniliyordu. Yâni fazla soru sormayın, ben bir şey derim ya da Allah bu ko-nuda yeni bir hüküm indiriri de size ağır gelir diye yasaklıyordu. Ama şimdi, şu devirde artık bu böyle değildir. Kur’an nâzil olup bittiğine göre bizi ilgilendiren şeyler anlatılmıştır onda. Biz bizi ilgilendiren, kulluğumuzu ilgilendiren konuları soracağız, araştıracağız. O konuda bir âyet ve ya bir hadis bulmuşsak daha başka âyet ve hadisleri de bulmaya çalışacağız. O konuyu sahâbe nasıl anlamışsa, o konuda selef ne demişse bunları öğrenmeye çalışacağız ama kulluğumuzu ilgilendirmeyen şeyleri kurcalamak abestir artık. Meselâ bir defasında çevresindekiler çok lüzumsuz sorular sorarak Allah’ın Resûlünü öfkelendirirler. Onların bu densizlikleri karşısında Allah’ın Resûlü son derece gazaplanır ve; “Haydi sorun! Ne soracaksanız sorun! Vallahi kıyamete kadar ne olacaksa sorun söyleyeceğim!” der. Oradakilerden birisi; “Ey Allah’ın Resûlü, benim babam kimdir?” diye sorar, Allah’ın Resûlü; “Baban falandır” der. Baba bildiğinin dışında bir isim söyler. Bir başkası başka bir şey sorar nihâyet Hz. Ömer Efendimiz durumun çok kötüye gittiğini ve Rasulullah’ın çok gazaplandığını görünce ileri atılır ve: “Ey Allah’ın Resûlü, anamız babamız sana kurban olsun, biz fitneden yeni çıkmış bir toplumuz, kusurumuza bakma, bizi affet” diyerek Rasulullah’ı teskin eder. Evet, Rabbimiz buyuruyor ki Allah bundan önce sorduğunuz şeyleri affetmiştir. Allah Bağışlayandır, Hâlimdir. Sizden önce bir millet onları sormuştu, sonra da onları inkâr etmişlerdi. Sizden öncekiler de peygamberlerinden bu tür sorular sormuşlardı, peygamberlerinden bu tür şeyler istemişlerdi de sonra da sorduklarının, istediklerinin altından kalkamayarak bu yüzden hakkı inkâra kadar gitmişlerdi. Unutmayın ki siz usanmadıkça Allah asla usanmaz buyuran Rasulullah Efendimiz bu konunun önemine şöyle dikkat çeker: “Müslümanlar karşısında en büyük suçlu bir şey haram değilken sorusu sebebiyle bir şeyin haram kılınmasına sebep olan kimsedir. Bazı şeyler konusunda Allah susmuştur. Ama bu susuşu unuttuğundan değildir. O halde Allah’ın sustuğu şeyleri kurcalamayın.”