104. “Onlara, “Gelin Allah'ın indirdiği Kitaba ve peygambere uyun.” dendiğinde, “Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter” derler; ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?” Bu sapıklara gelin helâl haram sınırlarını belirleme konusunda, kutsal, kutsal olmayanı tespit konusunda, hak bâtıl belirleme konusunda, hayatın programını tespit konusunda Allah’ın kitabına ve o kitabın pratik örneği olan Resûlünün sünnetine müracaat edelim, Allah tüm hayat konusunda ne buyurmuşsa peygamber örnekliğinde anlayalım, kabul edelim ve uygulayalım dendiği zaman o akılsızlar derler ki biz atalarımızı neyin üzerinde bulmuşsak o bize yeter. Atalarımızın dini, yolu, hayat programı bize yeter, derler. İşte yukarda anlatılan davranış bozukluklarının sebebi budur. Allah dini karşısında atalar dinini, Allah yolunun karşısında atalar yolunu savunuyorlar. Rabbimiz buyuruyor ki, ya onların ataları hiçbir şey bilmeyen, doğru yolda olmayan kimselerse? Halbuki hakkın, doğrunun, hidâyetin kaynağı atalar değil vahiydir. Doğrunun ölçüsü kitap ve sünnettir. Ama işte Allah’ı tanımayan, Allah’ın gönderdiği dinden habersiz bir hayat yaşayanlar hiçbir delile dayanmaksızın, akıllarını hiç kullanmaksızın sadece bir atalar izi takip ederek körü körüne bir taklidin peşine takılıyorlar. Uydukları şeylerde araştırma, inceleme, düşünme yapmadan ataların, dedelerinin kutsal mirasını kendileri için yeterli görmektedirler. Atalarının mirası onlar nazarında o kadar kutsal ki onu araştırma gereği bile duymadan kabulleniyorlar. Körü körüne bir taklit yolunu takip ediyorlar. Bakın Rabbimiz böyle akılsızları uyararak buyuruyor ki sizler ey akılsızlar körü körüne takip ettiğiniz atalarınızın kimlikleri, kişilikleri, aklî düzeyleri ve gidişatları üzerinde hiç ciddi ciddi düşündünüz mü? Atalarınız doğru yoldalar ise tamam onlara uymanız caizdir. Ama ya onlar hiçbir şey bilmeyen, Kur’an ve sünnetten habersiz bir hayat yaşayan insanlarsa? İşte bunu Kitap ve sünnet ışığında değerlendirmelerini istemektedir. Çünkü kıstas vahiydir. Vahye uyanlar doğrudur, vahye mutabakat etmeyenler kimden intikal ederse etsin bâtıldır. Öyleyse bir şeye tabi olma konusunda eskilik, yenilik, veya atalar yolu olup olmaması önemli değildir. Önemli olan onun Allah’ın hükmüne uygun olup olmamasıdır.