11. “Ey İnananlar! Allah'ın üzerinize olan nîmetini anın: Hani bir topluluk size tecavüze kalkışmıştı da Allah onlara mâni olmuştu. Allah'tan sakının, inananlar Allah'a güvensinler.” Ey mü’minler, Allah’ın üzerinizdeki nîmetlerini bir hatırlasanıza. Allah’ın sizi düşmanlarınızdan koruma nîmetini hatırlayın. Hani bir topluluk size el uzatmak istemişti, sizi yakalayıp işinizi bitirmek istemişti de Allah onların menfur ellerini sizin üzerinizden çekmiş, sizi onların elinden kurtarmış, size eziyet etmelerine engel olmuştu. Onların komplolarını geri püskürtmüştü. Öyleyse Rabbinize karşı muttaki olun. Rabbinizin velâyeti altına girin. O’nu tek Velî, tek koruyucu bilin. Hayatınızı O’nun için yaşayın. Ve mü’minler olarak sadece Allah’a güvenin. Allah size kâfidir. Bu âyetin nüzûl sebebiyle alâkalı bazı rivâyetler anlatılmışsa da biliyor ve inanıyoruz ki Allah’ın kendisine güvenip dayandığı, işlerini kendisine havale ettiği, velâyetini kendisine verdiği mü’min kullarına yardım ve desteği her zaman ve zeminde devam etmektedir. Bizim Velîmiz, bizim vekilimiz, bizim vekâletimizi elinde bulunduran, bizim adımıza karar veren, bizi hep koruyan Rabbimizdir. Dün de, bugün de îmana uzanan, İslâm’a ve Müslümanlara u-zanan menfur elleri kıran hep Rabbimizdir. Bizim tek sığınağımız O’-dur. Bizim vekaletimiz O’nun elindedir. Bizim dostlarımızla da, düşmanlarımızla da ilişkilerimiz Allah’a güven esasına dayanır. Allah her konuda bize yetecektir. İnanıyor ve güveniyoruz ki en olumsuz şartlar içinde bile düşmanlarımızın tüm hainliklerine rağmen Rabbimiz biz kullarını yardımıyla destekleyecek ve zafere ulaştıracaktır. İşte bu konuda da temel yasa budur. O halde bize düşen her şart altında Allah’a kul olmak, Allah yasalarına sahip çıkmaktır. Hayatımızın tümünde Allah koruması altında olduğumuzun bilinciyle ona onun istediği gibi kul olmaya çalışmak, yani onun desteğini kaybetmemektir. Gerisi Allah’a aittir. Allah’ın bize yüklemediği derin hesapların içine de girmeyeceğiz.