14. "Biz hıristiyanız" diyenlerden söz de almıştık; onlar, kendilerine belletilenin bir kısmını unuttular, bu yüzden aralarına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Allah, yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.” Biz Allah’ın yardımcılarıyız, biz Nasara’yız diyenlerden de, biz Nasrani’yiz diyerek kendilerini Hz. Îsâ (a.s)’a nisbet eden Hıristiyan-lardan da mîsak aldık. Yahudilerden aldığı mîsaktan sonra şimdi de Rabbimiz hıristiyanlardan aldığı mîsakı hatırlatıyor. Onlardan da mî-sak aldık. Onlarla da bir anlaşma yaptık. Biz Nasara’yız dedikleri halde, biz Allah’ın dininin yardımcılarıyız dedikleri halde, kendilerini Hz. Îsâ (as’)a nisbet ettikleri halde ne Allah’la, ne Allah’ın diniyle, ne Allah’ın kitabı ve elçisiyle, ne bunlara yardımla hiçbir ilgileri kalmamış hıristiyanlar da ahit aldık buyuruyor Rabbimiz. Çünkü bırakın bu a-damların Allah’ın dinine yardımcılar olmayı, bırakın Allah’ın elçisi Îsâ (a.s)’a ve O’nun mesajına sahip çıkmayı bilâkis O’nun mesajını bozmuş, O’nun yolunu tahrif etmiş, Onun diniyle uzak ve yakından hiçbir ilgileri kalmamış insanlardır. İstedikleri kadar batı dillerindeki Hz. Îsâ (a.s) nın Kırist ismine kendilerini izafe etsinler. Aslında bu ismi onlara verenler kendileri de değildir. Müşrikler onları küçümsemek için Hz. Îsâ’nın taraftarları anlamına bu ismi vermişlerdir. Rabbimiz buyuruyor ki Biz onlardan da mîsak aldık, söz aldık. Arkadaşlar, bu ahit alma işini şöyle anlıyoruz: Rabbimiz hangi topluma vahiy göndermişse, elçi göndermişse gönderdiği o vahiy ve elçiyle o toplumdan ahit almış demektir. Vahiy ve elçi gönderimi o toplumdan ahit alma anlamına gelmektedir. Peki hangi konuda ahit alıyordu Rab-bimiz onlardan? Kendisinin vahiy gönderdiğine, gönderdiği vahiyle, hayat programıyla kullarını sorumlu tuttuğuna, yâni kullarının hayatına karıştığına dair onlardan ahit alıyor. Kendisinin kullarının hayatına egemen tek söz sahibi olduğu, tek Rab, Melik ve İlâh olduğu ve kullarının gönderdiği vahiyle hayatlarını düzenlemek zorunda oldukları konusunda, vahyine karşı asla duyarsız kalmamaları konusunda, vahyin gereğini yerine getirmeleri konusunda ahit alıyor. Kendisinden başka hayatlarına karışıcı Rab, Melik ve İlâh tanımamaları konusunda ahit alıyor. Kendilerinden istediği kulluğu örneklemek üzere gönderdiği elçisini her konuda örnek bilmeleri, onun gibi kul olmaları konusunda ahit alıyor. Evet hıristiyanlardan da böylece ahit aldı Rabbimiz ama onlar da bu anlaşmayı unuttular. Allah’a verdikleri sözlerini unuttular. Anlaşma maddelerini unuttular. Anlaşma metinlerini ihtiva eden kitaplarıyla diyaloglarını kestiler. Kendilerine hatırlatılan anlaşma maddelerinden bir kısmını unuttular da: Biz de bu yüzden onların aralarına kıyamete kadar sürecek bir düşmanlık ve kin saldık. Yaptıklarından ötürü onların arasına sonu gelmeyecek bir düşmanlık, bir kan davası koyuverdik. İşte Allah vahyini unutanların, Allah vahyiyle ilgiyi kesenlerin, vahiyden uzak bir yaşamaya kalkışanların, vahyi hayatlarından dışlayarak kendi hevâ ve hevesleri istikâmetinde bir hayata yönelenlerin cezası budur. Allah yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir. Arkadaşlar, hıris-tiyanlık dünyasının neden birbirlerine düşman olduklarını, dost ola-madıklarını, yıllar yılı aralarında bu savaşların neden bitmeden devam ettiğini bir türlü anlayamıyordum. Anlamak istemiyorduk belki. Çünkü isteseydik işte bu âyet buradaydı. Demek ki onlar Allah’la aralarındaki anlaşmayı bozdukları için, Allah’ın anlaşma metinlerini ihtiva eden kitaplarına yan baktıkları için, kitaplarını, anlaşma metinlerini tahrif edip kitapsız bir hayatın mahkumu oldukları için Allah kıyamete kadar hiç eksilmeyecek bir düşmanlık koymuştur onların arasında. Onun için hep düşmandırlar birbirlerine. Bu düşmanlık ya hıristiyanların kendi aralarında cari olan bir düşmanlıktır ki hıristiyan mezhepleri arasında yıllar yılı savaşlar sürüp gitmektedir. Çünkü adamlar hem hıristiyanlar hem de başvuracakları ortak bir dinleri, ortak bir kitapları yoktur. Binlerce İncil’in içinden hangisine başvuracakları belli değildir. Ya da burada Rabbimizin kast ettiği düşmanlık yahudi ve hıris-tiyanlar arasında sürüp giden bir düşmanlıktır. Yahudiler hıristiyanları hep kendi dinlerine, kendi kitaplarına ihanet edenler olarak görürler, hıristiyanlar da onları kitaplarını bozan hainler olarak görürler. Pekiyi ne anlatıyor bununla Rabbimiz bize? Rabbimiz bununla bize şunu anlatıyor: Eğer bizler de Rabbimizle yaptığımız anlaşma şartlarına riâyet etmez, kitapla ilgimizi, alâkamızı keser, kitapsız bir hayatın adamı olursak kesinlikle bilelim ki Allah bizim aramıza da düş-manlık atacaktır. Bunu hiçbir zaman unutmayalım. Şu kitapla ilgimizi kesip, efendim işte başka kitaplarımız var, işte dergilerimiz var, işte gazetelerimiz var. Biz bunları okuyoruz, bunlardan bilgileniyoruz. “Ne olmuş yâni? Bunlar da Kur’an kaynaklı değiller mi? Bunların içi de âyetlerle dolu değil mi?” dersek kesinlikle bilelim ki Müslüman cemaatler de birbirlerine düşman olacaklardır. İşte görüyoruz, birilerinin âyetleri şu kadar, ötekilerinin ki bu kadar. Birilerinin ilgilenip gündeme getirdikleri âyetler şunlar, ötekilerinin ki bunlar olunca elbette Allah da onların arasına düşmanlık salıverecektir. Öyleyse ey Müslümanlar, dua edin ki kitabınız tektir. Kaynağı-nızın tekliği düşüncenizin de tekliğini gerektirir. Bakın dikkat edin, onlar kitaplarını parçaladılar, her biri bir bölümünü bayraklaştırıp, her biri bir bölümüne sarılıp kendilerini de parçaladılar. Dirlik düzenleri kalmadı. Zinhar sizler kitabınızı parçalamayın. Kitabınızdan ayrılmayın. Başka kitapları kitabınızın yerine koymayın. Değilse sizler de kendi aranızda ayrılıklara düşmek zorunda kalırsınız.