16. “Allah, rızasını gözetenleri onunla, selâmet yollarına eriştirir ve onları, izni ile karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Onları doğru yola iletir.” Allah o size gönderdiği nûr olan, ışık olan, yol gösterici olan o kitabı ve mahza sizin için rahmet olan o elçisiyle rızasını gözetenleri, rızasını arayanları, rızasına teslim olanları, yâni o kitabına ve elçisinin sünnetine teslim olanları, kitap ve peygamber örnekliğinde bir hayat yaşamaya yönelen kullarını selâmet yollarına ulaştırır. Emniyet yollarının güvenliğine ulaştırır. Tek yol değildir bu yol. Sübülü’s Selâmdır o. Öyleyse kimse Allah’ın yollarını teke indirgemesin. Yâni hiç kimse kendi yolunu tek yol kabul edip öteki yolları reddetmeye kalkışmasın. Yol Allah’ın yoludur, din Allah’ın dinidir, benimki hiçbir zaman temel değildir. Benimki ona ne kadar uygunsa o kadar uygundur. Benim dışımda da, benim yolumun dışında da sonu Allah yoluna çıkan tâli yollar vardır. Rabbimiz rahmetiyle, vahyiyle, peygamber örnekliliğiyle kullarını küfür, şirk ve cehalet karanlıklarından îman aydınlığına, hidâyet aydınlığına çıkarır. Değilse eğer Rabbimiz bizi vahiysiz bırakmış olsaydı, yolsuz yordamsız bırakmış olsaydı biz bu karanlıklardan nasıl kurtulabilirdik?