17. "Allah ancak Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler andolsun ki kâfir olmuşlardır. De ki: "Allah, Meryem oğlu Mesih'i anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmeyi dilerse kim O'na karşı koyabilir? "Göklerin, yerin ve arasındakilerin hükümranlığı Allah'ındır, dilediğini yaratır. Allah her şeye Kâdirdir.” Andolsun ki Allah Meryem oğlu Mesih’tir diyenler kâfir olmuş-lardır, küfre düşmüşlerdir. Biz Nasranî’yiz, biz Nasarâ’yız deyip de, hı-ristiyanlık iddiasında bulunup da Meryem oğlu Îsâ Allah’tır diyerek tevhid dininden, İslâm dininden ayrılıp gidenler küfür etmişlerdir. Bir beşerden doğma bir beşer olan Hz. Îsâ (a.s)’ı tanrılaştıranlar ya da Allah’ı beşerleştirenler kâfir olmuştur, diyor Rabbimiz. Allah’ı bir beşerle, ya da bir beşeri Allah’la karıştıranlar kâfir oldular. Bir beşere Allah sıfatlarını yükleyenler, ya da Allah’a beşer sıfatlarını yakıştıranlar kâfir oldular. Bunlar Hz. Îsâ (a.s)’a Allah yetkilerini veren, ya da Allah’ın Hz. Îsâ (a.s)’a hulûl ettiğini iddia eden hıristiyanlardır. Bunlar yasalarını uygulayacakları gerçek Rabbi, kendisine kulluk yapacakları gerçek İlâhı bulamadıkları için kul olabilecek başka varlıklar bulmak zorunda kalmış zavallı insanlardır. Çünkü fıtraten insan tapınmak zorundadır. Bu fıtrî bir gereksi-nimdir. Tarih boyunca bu hep böyle olmuştur. İnsan, insan olması hasebiyle fıtraten kul olmaya müsait yaratılmıştır. Mutlaka bir yerlere bağlanmak, kapılanmak zorundadır insan. Binaenaleyh eğer insan kendisine kulluk yapacağı, sığınacağı, arzularını yerine getireceği ger-çek Rabbini bulamamışsa yanlış adreslere baş vurmak zorunda kalacaktır. Onun içindir ki kitabımızın her bir bölümünde Rabbimiz gönderdiği elçilerinin diliyle kullarını sadece kendisine kulluğa çağırmıştır. Böylece aslında Rabbimiz insanın kendi şerefini kurtarmayı murad buyurmuştur. Ama maalesef insanlar bazen Allah’ı diskalifiye edip kendi kendilerine tapınarak, kendi kendilerini putlaştırarak, bazen kendisi gibileri putlaştırarak, bazen eşyayı tanrılaştırarak, putlara tapınarak kendi şerefini bizzat kendi elleriyle ayaklar altına almışlardır. Hem Allah’a, hem kendilerine, hem de eşyaya zulmetmişlerdir. Hem gerçek İlâhlarına, hem İlâhlaştırdıklarına hem de kendilerine zulmetmişlerdir. İnsanı yerinden etmek, eşyayı olduğu yerden çıkarmak, insanı ve eşyayı İlâhlaştırmak zulümlerin en büyüğüdür. Hıristiyanlar aslında Allah’ın kutlu elçisi Hz. Îsâ (a.s)’a karşı onu insanlıktan çıkararak, onun örnekliğini bitirerek, hayattan dışlayarak zulmetmişlerdir. İslâm’dan, ana kaynaktan uzaklaşıp hıristiyanlaşan bu adamlar Hz. Îsâ (a.s) nın şahsiyeti hakkında tarih boyunca gerçekten içinden çıkılamaz şeyler söylemişlerdir. Hıristiyan gruplardan bir kısmı onun insani yönünden etkilenerek Allah’ın oğlu olduğuna inanmaktadır. Bir kısmı da Allah olduğuna ve kendisine kulluk yapılması gerektiğine inanmaktadır. Kimileri vücutta vahdet, vahdet-i vücut denen Allah’la insanın birleşimi teorisinden kaynaklanan bir düşünceyle, bir bakış açısıyla onun Allah’la insan karışımı, yarı Allah yarı insan bir varlık olduğuna inanmaktadır. Bu sapmalar yıllarca tartışmalarına rağmen meseleyi işin içinden çıkılmaz bir duruma getirmiştir. Bu karmaşık şahsiyetin, yâni Allah’la insan karışımı kabul ettikleri şahsiyetin insani yönünün ağır bastığı kanısına varanlar onun Allah’ın oğlu olduğu zehabına kapılırken, onun İlâhlığa yakınlığını düşünenler de onun insanlaşmış bir Allah ya da Allah’laşmış bir insan olduğu inancına düştüler. Ey peygamberim, sen onlara de ki, Allah, Meryem oğlu Mesih'i anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmeyi dilerse kim O'na karşı koyabilir? Göklerin, yerin ve arasındakilerin hükümranlığı Allah'ındır, dilediğini yaratır. Allah her şeye Kâdirdir. Yâni bir düşünsenize sizin tanrılaştırdığınız Îsâ (a.s)’ı, onun annesini öldürecek olsa, onlar üzerinde tüm varlıkları üzerinde bir tasarrufta bulunacak olsa kim engel olabilir buna? Kim önüne geçebilir Allah’ın? Hiç böyle tanrı olabilir mi? Allah’tan kendisine gelebilecek bir ölüme engel olamayanlar tanrı olabilirler mi? Diğer yaratıklar gibi fâni olanlar nasıl Rab olabilirler? Nasıl tanrı olabilirler? Göklerde ve yerde ne varsa hepsi Allah’ın hükmüne, O’nun yasalarına boyun bükmüş kullar iken siz onları nasıl tanrılaştırmaya kalkışıyorsunuz? Halbuki Allah dilediğini yaratandır. Dilediğini yaratmaya Kâdir olan Allah Hz. Îsâ (a.s)’ı da babasız olarak olağanüstü bir yaratışla yaratmaya da Kâdirdir. Onun böyle mûcizevi bir yaratılışla yaratılmış olması, Allah’ın bir kelimesi, bir yasası olması sizi onu tanrılaşmaya götürmemelidir.