18. “Yahudiler ve hıristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. Öyleyse günahlarınızdan ötürü size niçin azap ediyor? Bilâkis siz O'nun yarattığı insanlarsınız" de. Allah dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin hükümranlığı Allah'ındır. Dönüş O’nadır.” Yahudi ve hıristiyanlar dediler ki bizler Allah’ın oğulları ve sev-gilileriyiz, dostlarıyız dediler. Babalara göre oğulları neyse, hangi ma-kamdaysa biz de o makamdayız. Babaların gözünde oğulları ne kadar değerliyse Allah katında bizler de o kadar değerli ve sevgiliyiz. Veya biz Allah’ın oğullarının mensubuyuz, dininin müntesibiyiz dediler. Oğullarını sevdiği gibi bizi de sever O Allah. Böylece hem Allah’a bir yakınlık iddiasında bulunuyorlar hem de kendilerinin diğer insanlardan ayrıcalıklı olduklarını söylüyorlar. Hem Allah’ı millileştirdiler, hem de Allah’ın dinini millileştirdiler. Kendilerini diğer dünya insanlığından soyutlayarak Allah’ın dinini sadece kendilerine mahsus milli bir din haline getirdiler. Rabb’ul Âlemin olan, göklerdeki ve yerdekilerin tamamının Rabbi olan Allah’ı Yahova ismini verdikleri kendi milli İlâhları haline getirdiler. O Allah sanki sadece kendilerinin Allah’ıdır. İsrâil oğullarının babası olan bir Allah. Böylece milli dinleriyle, milli İlâhlarıyla kendilerini kutsamaya yöneldiler. Dünyadaki tüm diğer insanlardan kendilerini ayırarak, tüm dünyadan soyutlanarak, kendilerinin dışında herkesi ve her şeyi yok farz ederek, kâfir ilân ederek, yabancı ilân ederek kendilerine bir ağ ördüler. Tüm dünyadan soyutlanarak, tüm dünyayı düşman bilerek ulusçuluk anlayışıyla ilk ırkçı şeytandan sonra ikinci sapıcılar olarak dünyalarını da âhiretlerini de mahvettiler. Yahudiler maddecidir, materyalisttir, maddeyi esas alıp mana-yı, ruhu reddeden kimselerdir. Tıpkı şeytan gibi kökenlerini esas alan ve tüm değerlendirmelerini bunun üzerine bina eden insanlar. Yaratılıştan gelen güya kendilerince üstün kabul ettikleri özelliklerini ön plana çıkarıp onlarla övünmeyi âdet edinmiş bir toplum. Halbuki bizim yaratılıştan gelen özelliklerimiz, irademiz dahilinde olmayan, sonradan kazanmış olmadığımız özelliklerimiz hiçbir zaman övünme sebebi değildir. Gören bir kimsenin köre karşı hiçbir zaman övünme hakkı yoktur. Kadınlık erkeklik, beyazlık siyahlık, zenginlik fakirlik, filan aileden, falan toplumdan gelmiş olmak sebebiyle övünmek ırkçılıktır. Ama kendi seçimimizle kazandığımız şeylerden ötürü övünme hakkı vardır. Îman gibi, takva ve teslimiyet gibi. Yahudiler ve hıristiyanlar hakları olmadığı halde biz Allah’ın sevgili kullarıyız diyerek övündüler. İkisi birlikte değil tabii. Çünkü kitabımızın başka âyetlerinin beyanıyla birbirlerini tekfir eden, birbirlerini küfürle itham eden, birbirlerinin iraptan mahallerinin olmadığını iddia eden bu iki güruh ayrı ayrı kendilerinin üstün olduklarını iddia ettiler. Onların bu mesnetsiz iddialarına karşılık bakın Rabbimiz buyuruyor ki, öyleyse Allah günahlarınızdan ötürü size niçin azap ediyor? Bilâkis siz O'nun yarattığı insanlarsınız de onlara peygamberim. Allah dilediğini bağışlar, dilediğine azap eder. Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin hükümranlığı Allah'ındır. Dönüş O'nadır. Öyle değil mi? Allah size niye azap ediyor günahlarınızdan ötürü? Hayır hayır sizler başkalarından farklı değilsiniz. Allah dilediğine ya da dileyenlere azap eder. O’nun hükmüne itiraz edecek yoktur.