23. “Korkanlar arasında bulunan, Allah'ın nîmete erdirdiği iki adam: “Üstlerine kapıdan yürüyün, oradan girerseniz şüphesiz galip gelirsiniz; eğer inanıyorsanız Allah'a güvenin" demişlerdi.” Evet, korkanlar arasında bulunan ya o azgın Amalikalırdan korkanlar arasında bulunan ya da Allah’tan Allah’ın istediği gibi korkan, Allah’ın cihad emrine karşı gelmekten korkan, Allah’ın lütuf ve nî-metlerine erdirdiği, kendilerine şuur verdiği iki kişi arkadaşlarını ciha-da teşvik ederek onlara dedi ki: Onların üzerine, o Amâlikalıların üzerlerine kapıdan yürüyün. Cüsseleri iri ama îmanları zayıf olan, kalıpları iri ama kâfir oldukları için cesaretleri zayıf olan bu insanlardan korkmayın. Eğer Allah’a güvenip şehrin ana kapıları üzerinden onların üzerine yürürseniz, böylece cihad için bir kararlılık gösterisinde bulunursanız onlar sizden korkacaklardır. O iki kişinin onlara bunu söylemelerinin sebebi de anlayabildiğimiz kadarıyla şudur: Sizler zâlimlerin, talancıların, sömürgecilerin yaptıkları gibi şehrin bağlarından, bahçelerinden, nîmetlerinin bulunduğu yerlerden şehri yağmalayarak girerseniz onların gözünde aç gözlü yağmacılar olarak düşersiniz bir, bir de böyle bir girişle girdiğiniz şehrin, ülkenin insanlarını diriltme imkânınız kalmaz. Onlara hidâyet adına hiçbir mesaj da sunamazsınız. Oraya girseniz bile asla sahip olamazsınız. Bedenlerine sahip olsanız bile kalplerine sahip olamazsınız. Bir çapulcu güruh olarak onlara karşı güveninizi zedelemiş olursunuz. Evet o kadar insanın içinden bunu söyleyebilecek sadece iki insan çıkmış. Allah’ın elçisi Mûsâ (a.s) ile tartışmalarını sürdüren toplum bakın şöyle diyor: