28,29,30. “Beni öldürmek üzere elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için sana elimi uzatmam, çünkü ben, âlemlerin Rabbi olan Allah’tan korkarım. Ben, hem benim hem de kendi günahını yüklenip cehennemliklerden olma-nı isterim, zulmedenlerin cezası budur. Bunun üzerine, kardeşini öldürmekte nefsine uydu ve onu öldürerek, zarara uğrayanlardan oldu.” Eğer bu gerçeği anlamaya yanaşmaz, durumunu düzeltmez ve illa da suçsuz olduğum halde beni öldürmeye elini uzatırsan, bilesin ki ben seni öldürmek için harekete geçmeyeceğim. Ben böyle bir haramı işleyip Rabbime isyan etmekten Allah’tan korkarım. Yâni sen beni öldürmek için elini bana uzattığın zaman ben senden önce davranıp seni öldürmeye teşebbüs etmeyeceğim. Dilerim ki sen hem benim gü-nahımı, hem de kendi günahını yüklenip ateşe atılanlardan olursun. Zâlimlerin cezası işte budur. Ben bir kardeş karşısında bir zâlim olmayı değil bir mazlum olmayı yeğlerim. Bunun üzerine Kabil kardeşini öldürme konusunda nefsine teslim oldu, nefsinin hevâsına tabi oldu. Onun nefsi, içgüdüsü kendisini kardeşini öldürmeye sevk etti. Allah’a değil de nefsine teslim olduğu için nefsi ona bunu makul gösterdi. Onu öldürdü ve zarar edenlerden oldu. Evet yeryüzünde ilk kıtal hadisesi böylece gerçekleşmiş oldu. Yeryüzünde ilk kan dökülmüş oldu. Kan döken Kabil hüsrana uğrayanlardan oldu. Çünkü Rasulullah Efendimizin bir hadisinin beyanıyla kıyamete kadar adam öldürenlerin, kan dökenlerin günahlarının bir misli bu çığırı ilk açan Kabil’e yazılacaktır.