36. “Doğrusu, yeryüzünde olan bütün şeyler ve onların bir katı daha kâfirlerin olsa da, kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler kabul edilmez. Onlara elem verici azap vardır.” Bakın, bir önceki âyette vesile konusu anlatılmıştı. Yâni ey îman iddiasında bulunanlar, sizler kendi yaptıklarınız, kendi amelleriniz, kendi çabalarınız dışında başka hiçbir şeyi aracı olarak öne süremezsiniz. Allah katında, Allah mahkemesinde sizin O’na O’nun istediği stilde, Onun tarif buyurduğu biçimde yaptığınız kulluklarınızın, O’nun rızası uğrunda cehd-ü gayretiniz dışında hiçbir şeyin bir değeri olmayacak buyurulduktan sonra burada da aynı gerçek ortaya konuyor. Eğer yeryüzündeki servetlerin tamamı ve onun bir misli daha onların olsa, bununla da kıyamet gününün azabından kurtulabilmek için fidye vermeye kalkışmış olsalar yine de bu onlardan kabul edilmeyecektir. Zaten tüm mülk Allah’ın değil midir. Yâni kimin malını kime veriyorlar da kabul edilsin? Onlar için elem verici dayanılmaz bir azap vardır. Evet görüyor musunuz? Tüm dünya ve içindekiler kast ediliyor âyet-i kerîmede.