Mâide Suresine Dön

Mâideالمائدة

37. Ayet

37Mâide Suresi

يُر۪يدُونَ اَنْ يَخْرُجُوا مِنَ النَّارِ وَمَا هُمْ بِخَارِج۪ينَ مِنْهَاۘ وَلَهُمْ عَذَابٌ مُق۪يمٌ

Ateşten çıkmak isterler, (fakat) oradan çıkmaları mümkün değildir. Onlar için sürekli bir azap vardır.

Tefsir

Besâirü'l-Kur'ân

37. “Ateşten çıkmak isterler, çıkamazlar. Onlara sürekli azap vardır.” Onlar, o kâfirler oradan çıkmak isteyecekler, ama ne mümkün, o ateşten asla çıkamayacaklar. Onlar için kesintisiz bir azap vardır, sürekli bir azap vardır. Evet kimileri bu ve benzeri âyetleri delil olarak göstererek cehennemden çıkacak kimse olmayacak demektedirler. Halbuki bu âyet çok açıktır ki kâfirlerle alâkalı bir âyettir. Mü’minlerle ilgisi yoktur bu âyetin. Daha önceleri Mutezile büyük günah işleyen kimselerin asla cennete giremeyeceğini iddia etmişler, Sünnîler ise Allah’ın rahmetinin onları da kapsadığını, eğer bir kişide îman varsa, bu îmanın seviyesi ne olursa olsun Allah onu îmansızlarla denk tut­ma-yacaktır demişlerdir. Bu konuyu anlatan pek çok hadis mevcuttur. Yine cehenneme girenlerden hiç kimse çıkmayacak diyenler Secde sûresinin şu âyetini delil gösterirler: “Ama fâsıklara gelince, işte onların varacağı yer ateştir. Oradan çık­mak isteyişlerinin her defasında geri çevrilirler ve onlara: “Yalanlayıp durduğunuz ateşin azabını tadın.” denir.” (Secde 20) Burada kâfirler denmiyor, fâsıklar deniyor. Öyleyse onlar da ce­hennemden çıkamayacaklar diyorlar. Halbuki aynı sûrenin önceki âyetlerinden birinde bakın fâsıkı şöyle tarif ediyor Rabbimiz: “İnanan kimse yoldan çıkmış kimseye benzer mi? Bunlar bir olamaz­lar.” (Secde 18) Hiç böyle mü’min olan bir kimse fâsık olan, yoldan çıkmış, îman­dan, itaatten çıkmış olan birisi gibi olur mu? Bu ikisi hiçbir olur mu? Bir mü’minle bir fâsık, kâfir nasıl bir olabilir? Bunlar asla bir olmazlar. Mü’min ayrıdır, fâsık ayrıdır. Mü’min ayrıdır, kâfir ayrıdır. Allah’a itaat eden ayrıdır, isyan eden ayrıdır. Bu ikisi asla bir tutulmaz, bir değer-lendirilmez. Allah bu ikisini asla bir tutmaz. Evet burada anlatılanların da kâfirler olduğu son derece açıktır. Öyleyse benim anladığımı demeyeyim de, peygamberimin bu kitaptan, bu âyetlerden anladığı o ki, cehennemden çıkacaklar da ola­caktır. Bunlar mü’minlerin günahkârlarıdır. Rasulullah’ın hadislerinin beyanıyla onun şefaatiyle bu mü’min-ler günahları kadar bir ceza gör­dükten sonra cehennemden çıkarılacaktır. Bu konuda kitabımızda da iki âyet biliyorum. Onları da sadece okuyup bitirelim inşallah. "Cehennem, Allah'ın dilemesine bağlı olarak, te-melli kalacağınız du­rağınızdır." der. Doğrusu Rabbin ha-kimdir, bilendir. (En’âm 128) “Rabbinin dilemesi bir yana, gökler ve yer durduk-ça, orada temelli kalacaklardır. Rabbin, şüphesiz, her istediğini yapar.” (Hud 108) Kâfirler orada ebedîyen kalacaklar. Gökler ve yer durdukça ce­hennemde ebedîyen kalacaklar, ancak Allah’ın diledikleri müs­tes-na. Allah’ın dilemesi ya da Allah’ın diledikleri müstesna orada ebe­dî-yen kalacaklar onlar. Demek ki âyet-i kerîmenin ifadesinden anlıyo­ruz ki cehennemde ebedîyen kalmayanlar da, ya da oradan çıkıp kurtulanlar da olacaktır Allahu âlem. Bundan sonraki âyetinde Rabbimiz hırsızlık cezası, hırsızlık haddiyle alâkalı yasasını bildirecek: